Erdem Can: Kürt medyası yaşanan savaşta izleyici konumunu aşamadı – RÖPORTAJ

9774

Ropörtaj:
Mercan Karakoçan


Geçtiğimiz günlerde HPG (Kürdistan Halk Savunma Güçleri) Basın ve İrtibat Merkezi (BİM), 24 Temmuz 2015 ile 23 Temmuz 2017 tarihleri arasındaki 2 yıllık savaş bilançosunu Kürt halkına ve kamuoyuna sundu. Medya Savunma Alanları’ndan gazeteci Erdem Can, hazırlanan son bilanço çerçevesinde ARYEN HABER’in sorularını yanıtladı.

İki yıllık sürecin nihai değerlendirmesini yapan Erdem Can, AKP medyasının Türk ordusundan daha iyi çalışmakta olduğunu ve ordunun kaybetmiş olduğu savaşı basın üzerinde kazanmaya çalıştığını vurguladı. AKP-MHP iktidarının özellikle sosyal medya aracılığı ile sunduğu vahşet görüntülerine de değinen Can, ‘buna karşılık Kürdistan’ın birçok yerinde yürütülen mücadelenin Kürt basını tarafından tam olarak Kürt kamuoyuna taşırabildiğinin söylenemeyeceğini’ ve bu nedenle özel savaş basınına alan açıldığını dile getirdi.


Medya Savunma Alanları’ndan Gazeteci Erdem Can ile röportajımızın tamamı şöyle;

HPG, AKP hükümetinin Kürt Özgürlük Hareketi’ne son savaş ilanı olarak kabul edilen 24 Temmuz 2015’ten 2 yıl sonra savaş bilançosunu açıkladı. İlk önce okuyucularımıza bu açıklama için neden 2 yıl beklendiğini anlatabilir misiniz?

Erdem Can: Öncelikle bu geçen iki yıllık süre içerisinde birçok kez HPG tarafından savaş bilançosu açıklandı. Fakat bu kapsamda bir ilkti, her şeyden önce iki yılı aşkın bir süredir Kürdistan’da çok kapsamlı bir savaş yürütülmekte ve yoğun bir çatışma yaşanmaktadır. Birçok çevre bu savaşı kendine göre yorumlamakta ve tek yönlü değerlendirmektedir. 2 yıllık çözüm tartışmaları ardından yeniden savaş noktasına nasıl gelindiği noktasında ciddi kafa karışıklıkları var. Erdoğan diktasına karşı meşru direnişi savaşın sebebi olarak göstermeye çalışan, ortaya çıkan savaşın da sonuçlarını çarpıtarak veren bir anlayışa karşı düzenli bilançoların verilmesi doğru analiz için gerekli şüphesiz.

ORTADA BAŞARIDAN ÇOK YENİLGİ VAR: KULLANILAN YOĞUN TEKNİKLER GERİLLALAR TARAFINDAN BOŞA ÇIKARILIYOR”

Bu savaşta sanki sadece HPG’nin kayıpları olduğu, Türk ordusunun ise hiç kaybının olmadığı algısı yaratılmak istenmektedir. HPG’nin yaptığı bu son bilanço açıklaması ile anladık ki, Türk ordusu yıllardır Kürdistan’da yürüttüğü savaşta hiçbir zaman gerçek anlamda kayıplarını açıklamadığı gibi, asker ölümlerini gizlemeyi kendilerince bir politika olarak benimsenmiştir.

Ancak bu son açıklamada ordunun her gün Kürdistan’ın bir dağında basın karşısına çıkarak boy boy poz vermesinin, ‘bakın bitirdik, artık savaşamayacak düzeye geldiler, mart ayında bitireceğiz’ veya ‘nisanda bitireceğiz’ ve benzeri açıklamaların bu vesileyle gerçeği yansıtmadığı ve tamamıyla kamuoyunu kandırmaya ve aldatmaya dönük olduğunu anlamaktayız. Çünkü ortada öyle anlatıldığı gibi bir başarıdan çok yenilgi psikolojisi var. Gerçek bu. Kürdistan’da Türk ordusunun gerilla ile savaşamayacak duruma geldiğini, yürüttüğü savaşı da var olan ordusu ile değil, daha çok savaş teknolojisine dayandırdığını görmekteyiz. Var olan teknolojisi ile bir üstünlük sağlamaya çalışıyor. Ancak açıklanan bilançonun detaylarına baktığımızda Türk ordusunun ortada hiçbir başarısı gözükmemekte, tam tersi yoğun bir şekilde teknik kullandığı ve bu tekniğin de gerilla güçleri tarafından boşa çıkarıldığı görünmektedir.

Burada Türk ordusunun yenilgisi gibi bir sonuç çıkarılabilir mi?

Erdem Can: Evet, çünkü AKP savaş hükümetinin sürekli açıkladığı gibi HPG kayıplarının binlerce değil, tersine savaşın yoğunluğu ve kapasitesine göre oldukça az olduğunu görüyoruz. Fakat gerçekler böyleyken, kayıplarını gizlemesi kayıplarının olmadığı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, HPG’nin yapmış olduğu bu açıklama AKP-MHP savaş hükümetinin her gün, ‘bitirdik, belini kırdık’ söylemlerini boşa çıkardığı gibi aslında yenilenin Türk ordusu olduğunu göstermektedir.

KÜRT MEDYASININ MEVCUT KONUMU İZLEYİCİ KONUMUNU AŞAMADI”

Açıklamada HPG’nin herkesçe görülen taktiksel değişikliklere gittiği ön plana çıkıyor. Burada Türk devletinin psikolojik savaş uygulamalarına karşı bir pratik de gündeme geliyor. Bu açıdan baktığınızda Kürt medyasının gerçekleri kamuoyuna aktarmasında bir eksiklik görüyor musunuz?

Erdem Can: Başta Kürt medyası olmak özere tüm demokratik ve özgürlükçü basına dönük çok ciddi saldırılar olduğunu bilmekteyiz. İnsanların özgürce haber alma olanakları neredeyse kalmamış gibidir. Fakat bir bütün olarak Kürt medyasının iki yıllık savaş sürecinde üzerine düşen rolü tam olarak oynadığı söylenemez. Mevcut konumu ile izleyici pozisyonunu aşamadı.

AKP medyası ordudan daha iyi çalışıyor ordunun kaybetmiş olduğu savaşı basın üzerinde kazanmaya çalışmaktadır. Nitekim bunda belli bir noktaya kadar başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.

Dikkat edilirse yaralı olarak ele geçmiş bir gerillanın görüntüleri günlerce işlenmekte ve bu görüntü üzerinden zafer naraları atılmaktadır. Ya da gerilla ile bir alakası olup olmadığı belli olmayan bir tepeye Türk ordusu çıktı mı, adeta yer yerinden oynatılıyor. Onlar için büyük bir zafer bir devrim havası yaratılmakta, insanları PKK’nin bitirildiğine zorla ikna etmeye çalışılmakta. Fakat bizler de yerinden izlediğimiz için bu tür haberlerin gerçek olmadığını çok iyi biliyoruz. AKP savaş hükümeti, ordusunun gerilla güçlerine karşı yenilgisini kendi basını üzerinden kapatmak istemekte ve maalesef birçok insan da bu haberlere inanmaktadır. Savaşın yoğunluğu ve şiddetine baktığımızda AKP basınında işlendiği gibi ordunun ortada bir zaferi diye bir şey yok, tamamıyla psikolojik savaşın üstünlüğünden yararlanıyor diyebiliriz.

ORDU, YENİLMİŞİLİĞİN ACISINI ANCAK GERİLLA CENAZELERİNDEN ÇIKARIYOR”

Öyle ki, AKP basınının sunduğu görüntülerde olduğu gibi, yaralı olarak ele geçirilmiş bir gerilla ya da gerilla cenazesine uygulanan vahşet dünyada başka halklara yapılmış olsaydı, herhalde hükümetlerin meşruluğu sorgulanırdı. Fakat her nedense Kürt medyası özellikle son zamanlarda yoğun olarak sosyal medyada gerilla cenazelerine karşı sergilenen vahşi ve teşhir edici yaklaşımlara karşı istenilen cevabı verememiştir. Oysa ortada yenilmiş bir ordu var, savaşarak elde edemediğini psikolojik savaşla korkutarak, sindirerek ele etmek istemektedir. Yenilmişliğin verdiği ruh hali ile vahşileşen, insanlıkta sınır tanımayan bir ordu, cellat sürüsüne dönüşmekte ve nitekim bunun gerekliklerini yapmaktadır. Yenilmişliğin, acizliğin acısını ancak gerilla cenazelerinden çıkarmaktadır. Şu hususu da unutmamak gerekir; birçok kez HPG açıklamalarında ‘gerillamız sağ ele geçmemek için bombasını kendisinde patlatmıştır’ yönünde beyanlar olmuştur. Gerçekler bu kadar yalın bir şekilde ortadayken ordunun bunu kendisi için bir zafer ve üstünlük olarak lanse etmesi tamamıyla başarısızlığın ve korkunun ifadesidir.

Özel savaş medyası yoluyla ‘eğer direnirseniz ya da direnmeye devam ederseniz sizleri böyle yaparız’ denilerek topluma korku aşılanmak istenmekte, böylelikle halkı demokrasi ve özgürlük mücadelesinden uzaklaştırmak ve Kürt toplumunda psikolojik olarak bir yıpratma ve direnişini kırmak istenmektedir. Ancak bu geçen iki yıllık süreçte gerek gerilla güçleri gerekse Kürt toplumu, bu tür psikolojik savaşlarla geriletilemeyeceğini ve yenilemeyeceğini bir kez daha göstermiş ve bunu en iyi bilen ve anlayan AKP ve onun ordusu olmuştur.

Gerçek böyleyken Kürt medyası bu hususları gerektiği gibi işleyemedi, daha çok psikolojik savaşın etkisinde kaldı. Savaşın yoğunluğu ve kapasitesine göre HPG’nin fazla bir kaybı olmadığını anlamaktayız. Öte yandan Türk medyası kendi kayıplarını saklayarak hiç kayıpları yokmuş gibi yorumlaması ne kadar doğru ve gerçekçidir?

Kürt medyası için temel olarak belirteceğimiz husus bu şekilde olabilir. Kürdistan’ın birçok yerinde yürütülen mücadeleyi tam olarak Kürt kamuoyuna taşırabildiği söylenemez. Bu nedenle AKP özel savaş basınına alan açmaktadır. AKP basını da yenilen ordusunun açığını bu boşlukla tamamlamak ve sanki var olan ordu yenilgisini bir zafermiş gibi yansıtmak istemektedir.

DİYARBAKIR’IN MERKEZ BAĞLAR İLÇESİNDEKİ EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ EYLEMİ, HPG’NİN YENİ DÖNEMDE NASIL BİR TAKTİKLE YAKLAŞACAĞINI GÖSTERDİ”

Geçtiğimiz aylarda KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, bu gidişle savaşın Türk metropollerine de taşınacağı hakkında beyanda bulunmuştu. Bazı çevreler, HPG eylemlerinin Kürt kentleriyle sınırlı kalmasını ve Türkiye’de savaşın sürmesini sağlayan iç dinamikleri etkilememesini eleştiriyor. Sizce, savaş Türkiye’nin her yerine gerçekten taşınacak mı?

Erdem Can: Bu sorunuzu kısaca şu şekilde cevaplayabilirim: HPG’nin nasıl kararlar aldığını bilemiyorum. Fakat edindiğimiz izlenime göre geçmişte olduğu gibi HPG’nin savaşı Kürdistan’la sınırlı tutmayacağı açık. Nasıl ki, herkesin ‘olmaz’ dediği 11 Nisan 2017 tarihli Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesindeki Emniyet Müdürlüğü eylemi, HPG’nin yeni dönemde nasıl bir taktikle yaklaşacağını gösterdiyse..

Öte yandan Kürdistan’da yürütülen savaşın Türkiye’de savaşın sürmesini isteyen kesimi etkilemediğini söylersek fazla yerinde olmaz. Eğer bugün AKP-MHP savaş hükümeti gerek iç siyasette gerekse dış siyasette yalnızlaşmış ve hiçbir şey yapamayacak bir duruma gelmiş ise bu, HPG’nin iki yıllık savaşının bir sonucudur. Dolayısıyla tüm kesimler yeteri kadar bu savaş sürecinden etkilenmiştir.

Ancak şu hususu da belirtmekte fayda var; HPG halen savunma pozisyonundadır. Aktif saldırıya geçmiş değil, ne zaman aktif savunmaya geçer, Türkiye’nin dört bir yanına savaşı yayar onu bilemem. Fakat bunca yıldır Kürdistan’da savaşan bir gücün ne yapacağı kestirilemez. En basiti, AKP savaş hükümetinin Kürdistan’da savaştırıp sonra Kayseri’ye götürerek dinlendirdiği, yeniden kendini toparlamasını sağladığı askerlere dönük eylemler gibi, HPG’den yeni eylemler gerçekleşebilir mi gerçekleşemez mi, tam olarak bilemeyiz. Ancak mevcut durumda AKP-MHP savaş hükümeti her dört parça Kürdistan’da yoğun bir saldırı içerisinde olduğu için HPG gerillası savunma pozisyonunu korumaktadır.

Savaş bilançosunda ‘geliştirilmek istenen faşist dalgaya karşı HPG direnişinin sadece Kürdistan’ın özgürlüğü için değil, Türk demokratik güçlerinin özgürlüğü için de temel yapıtaşı olduğu’ belirtiliyor. Bu tarz bir direniş anlayışının geniş bir kitleye ulaşıp sonuç alıcı olacağına inanıyor musunuz? Son bilanço ışığında bunu değerlendirebilir misiniz?

Erdem Can: 24 Temmuz 2015’te HPG güçleri saldırmadı, AKP savaş hükümeti tarafından başta Kuzey Kürdistan ve Güney Kürdistan’da gerilla üslerine yoğun bir hava saldırısı başlattı. Dolayısıyla saldıran taraf AKP olmuştur. HPG sadece direniş pozisyonuna geçmiştir ve bu pozisyonunu korumaktadır. Kürdistan gerillasının direnişini başta Kürt kamuoyu olmak üzere birçok çevre doğru düzgün algılayamadı. Ve aslında günümüzde bu direnişin ne kadar doğru ve yerinde olduğu herkes tarafından görülmektedir.

HPG ‘TESLİMİYET YENİLGİYE, DİRENİŞ İSE ZAFERE GÖTÜRÜR’ ŞİARINI TÜM HALKLARA BENİMSETMİŞTİR”

Eğer bugün halen Türkiye’de AKP ve MHP savaş hükümetinin politikalarına karşı direnen bir kesim varsa bu da HPG’nin iki yıllık savaşının bir sonucudur. ‘Teslimiyet yenilgiye direniş ise zafere’ götürür şiarını tüm halklara benimsetmiştir. Günümüz Türkiyesinde uygulanan politikalar herkes tarafından bilinmektedir. İnsanlara yaşam hakkı bile tanınmadığı bir ortamda direnişin dışında hiçbir seçenek bırakılmamıştır.

Zamanında bunu idrak edemeyenler şimdi anladılar ki, AKP-MHP savaş hükümetine karşı direnişten başka hiçbir alternatif yoktur. Dolayısıyla HPG’nin başından beri sergilemiş olduğu direniş tutumu yerinde olmuştur.

24 Temmuz 2015 yılında Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne karşı çok kapsamlı bir saldırı dalgası başlattı. Bu geçen süreçte de geniş kapsamlı ve şiddetli çatışmalar yaşandı. Devlet, on binlerce asker ve polisini Kürdistan’a sevk etmeye başladı. Bu kapsamda yürütülen bir savaş elbette AKP’yi oldukça umutlandırmıştı. Ancak AKP’nin unuttuğu husus, Kürtlerin bu saldırılara karşı güçlü bir şekilde direneceğiydi. Ve nitekim öyle de oldu.

Türk Devleti, Kürdistan gerillasının gücüyle Zagroslar’da, Amed’de, Botan’da ve Dersim’de ayları bulan şiddetli çatışmalarda binlerce askerini kaybetti. Dağlarda gerilla güçlerini yenemeyeceğini anlayan AKP savaş hükûmeti, bu sefer yönünü Kürdistan şehirlerine vermeye başladı. Başta Sur, Şırnak, Cizre, Nusaybin olmak üzere tüm teknolojik imkânlarıyla binlerce asker ve polisiyle saldırmaya başladı. Kürdistan şehirlerinde ‘Mehmet Tunçlar, Pakizeler ve Çiyagerler öncülüğünde, ‘son ne olursa olsun, muhteşem olacak’ şiarıyla büyük bir direniş sergilendi. Böylelikle AKP savaş hükümetinin oluşturduğu inkâr ve imha politikaları bu temelde çürütülmüş oldu.

HALA DİRENİŞ GELENEĞİ YAŞANIYORSA BUNUN MİMARI BU İKİ YILLIK SAVAŞ SÜRECİDİR”

AKP ve MHP savaş hükümetinin saldırılarına, inkârına ve imha politikalarına göz mü yumulacaktı? Elbette göz yumulmayacaktı ve HPG de iki yıl boyunca bunun gerekliklerini yaptı. Bu faşizan hükümetin her türlü baskı ve zülmüne rağmen eğer bugün halen Türkiye’de ve Kürdistan’da bir direniş geleneği yaşanıyorsa, faşizmi halklara benimsetememişse, bunun mimarı da bu iki yıllık savaş sürecidir.

Bugün AKP hükümeti başta Ortadoğu ve Avrupa’da yalnızlaşmış, politikası çürümüş ise bu HPG’nin yürütmüş olduğu savaşla birebir bağlantılıdır. Bu nedenle AKP hükümeti deli danalar gibi sağa sola saldırmaktadır. Çünkü önüne koyduğu hedeflere ulaşamadı. Ne Türkiye ne Kürdistan ne Ortadoğu ne de Avrupa nezdinde hiçbir politikası başarılı olmadı. Bu politikalara karşı aktif olarak savaşan gerilla güçleri AKP’nin başta Türkiye halklarına ve Kürdistan halkına dayatmış olduğu faşizmi başarısız kılmış ve boşa çıkartmıştır.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Buradan Kürt halkına ve demokratik güçlere hangi mesajı vermek istersiniz?

Erdem Can: HPG gerillasının yürüttüğü mücadele sadece Kürdistan halkı için değil, tüm ezilen, ötekileştirilen, bir bütün olarak Türkiye halklarını demokratik ulus çatısı altında yaşama ve yaşatma mücadelesidir. HPG’nin direnişini bu eksende değerlendirebiliriz. Bu temelde halkları, gerillanın tarihi direnişine daha fazla sahip çıkmaya çağırıyoruz.

İki yıl gibi bir sürede AKP-MHP savaş hükümetinin Türkiye’yi getirdikleri nokta ortadadır. Bu durum mevcut hükümeti milliyetçilik temelinde geliştirilen politikalarla, bir önceki hükümetler gibi tarihin çöp sepetine atılmaktan kurtaramayacaktır.

KAYNAK: ARYEN HABER