Fehim IŞIK: Öcalan’a yönelik tecritin sonuçları ağır olur – RÖPORTAJ

8015

Avukatları ve ailesi tarafından kamuoyuna da yansıtıldığı şekilde uzun süredir kendisinden haber alınamayan ve sağlığından endişe duyulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Imralı Cezaevi’ndeki ağırlaştırılmış tecrit koşulları, Avrupa’daki Kürtlerin bir dizi eylemlerine yol açtı. Eylemsellikler halen devam ederken deneyimli gazeteci-yazar Fehim Işık bu doğrultuda ARYEN HABER‘in sorularını yanıtladı.

Imralı Cezaevi’nde Türkiye hukuku dışında uygulanan izolasyon vb yöntemlere dikkat çeken Işık, Kürt halkının Öcalan’ı ciddi sahiplenişi ve PKK liderinin süreci etkileyici ve belirleyici liderlik rolüne de değindi ve geçmişten örnekler sunarak, ”Hem PKK üzerindeki, hem Kürt halkı üzerindeki etkisi sorunun çözüm gücü noktasında etkisini de gösterir” diye konuştu.

Fehim Işık’la yaptığımız röportajın tamamı şöyle:

Sizce, Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecrit ile ne amaçlanıyor? Öcalan’ın yakınları ve avukatları ile görüştürülmemesinin altında nasıl bir neden var?

Fehim Işık: PKK lideri Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesi olağan koşullarda olmadı. Daha da önemlisi, Türkiye’yi yönetenler bile böyle bir sonuç beklemiyorken ABD’nin girişimiyle Öcalan uluslararası bir komplonun sonucunda Türkiye’ye getirildi.

Öcalan, İmralı Cezaevi’ne yerleştirildiği günden beri ona Türkiye hukukunun dışında, özel bir hukuk uygulanıyor. Bu özel hukuk, tamamen keyfiyete dayalı, izolasyon ve tecrit ile partisi başta olmak üzere Kürt halkı üzerindeki etkisini en asgariye çekmek, mümkünse bitirmek üzere uygulanıyor.

Ancak geçen zaman bize gösterdi ki tüm çabalar beyhude çıktı. Sonuç itibariyle Öcalan’a yürekten bağlı geniş bir kitle olduğu gibi tüm tecrit ve izolasyon çabalarına rağmen hala çözümün kilit noktasında duran, liderlik pozisyonunu tüm birikimiyle koruyan bir Öcalan ile karşı karşıyayız.

Türkiye’ye getirildiği 1999 yılından bu yana Öcalan’ın liderlik pozisyonunun etkisini defalarca gördük. 2004’e kadar sürdürülen ateşkesin mimarıydı. Türkiye, bu sürecin değerini bilmedi. Tam aksine bu süreci PKK’yi tasfiye etmek için kullanma niyetinde olduğunu açıkça gösterdi. AKP iktidarının artık devleti yönetebilir pozisyona geldiği 2008’den sonraki dönemde Oslo’da başlayan süreç de, sonuç itibariyle Öcalan’ın etkisinden bağımsız düşünülemez. Yine yaşanan gelişmelerden anlıyoruz ki Türkiye bu süreci de Kürt sorununu çözmek için bir fırsata dönüştürmek yerine Kürt sorununu ilanihaye toprağa gömmek için değerlendirdi. Bu sürecin de Silvan’da yaşama geçirilen bir komplo ile bitirildiği hatırlardadır.

Öcalan’ın etkisinin tüm kamuoyu tarafından da bariz biçimde göründüğü dönem, 2013 Çözüm Süreci’dir. O güne kadar kapalı kapılar ardında gelişen diyalog arayışları, 2013’ten sonra nispeten kamuoyunun gözü önünde cereyan etmeye başladı. Öcalan bu dönemde, ailesinin yanı sıra ilk kez siyasal aktörlerle direkt görüşmeye başladı. Bu siyasi heyetler üzerinden PKK yönetimi ile dolaylı görüşmeler yaptığı da biliniyor. Ayrıca kamuya yansıyan bilgilerden öğreniyoruz ki devlet görevlileriyle de Kürt meselesinin barışçıl çözümü için defalarca görüşmeler yapmış.

Tüm bu yaşananlar bir kez daha bize gösteriyor ki Öcalan’ın ağırlaştırılmış tecrit ile karşı karşıya kalması ile Kürt sorununda yaşanan farklı geçiş dönemleri arasında doğrudan bir ilişki var. Kürt hareketi her keresinde sorunun çözümü için çaba gösterip önlerine çıkan her fırsatı değerlendirirken, Türkiye’yi yönetenler hala tasfiye politikalarından, teslim alma girişimlerinden vaz geçmiş değil. 2015’te bir kez daha savaş tamtamları çalmaya başlayan AKP iktidarının Öcalan’a yönelik teciritini bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Ancak hatırlatmak gerekir ki bu tecritin sonuçları ağır olur ve zararını yalnız Kürtler değil tüm Türkiye, hatta tüm bölge çeker. Türkiye’yi yönetenlerin, AKP iktidarının onlarca kez denenmiş bir politikadan yeni bir sonuç çıkarması mümkün değil.

Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecritten dolayı Kürtler, Öcalan’ın sağlık durumundan haberdar olmak için son günlerde eylemlerini arttırdı. Sizce Öcalan’dan haber alınabilmesi için yapılan eylemler nasıl bir etki yaratır?

Fehim Işık: Kürtler her dönem, Öcalan’a dönük tecrite karşı çıktı. Bu, Öcalan’dan haberdar olmak kadar onun sorunun çözümünde en önemli nirengi olduğunu bilmesinden kaynaklanıyor. Devlet bunu bildiği için Öcalan’a sahip çıkılan her etkinliğe, her eyleme dönük saldırganlığını giderek artırıyor. Birçok insanın Öcalan’a sahip çıkmak amacıyla sesini çıkardığı için gözaltına alınmasının, tutuklanmasının nedeni de budur. Tüm bunlara rağmen Kürtler Öcalan’a dönük tecriti protesto etmekten, ona sahip çıkmaktan vazgeçmedi. Bu durum hiç kuşkusuz önemlidir. Eğer bu sahiplenme olmamış olsaydı, bugün çok daha farklı bir durum söz konusu olabilirdi. Tarih boyunca yakaladığı Kürt liderlerini acımasızca katledip mezar yerlerini dahi halktan saklayan bir devlet geleneğinin Öcalan’a aynı şeyi yapmak istemeyeceğini hiç kimse iddia edemez. Eğear bugüne kadar devlet bunu yapamamış ise bunun temel nedeni, hem Öcalan’a dönük ciddi sahiplenmedir, hem de Öcalan’ın sağlığını ve güvenliğini olmazsa olmaz bir koşul olarak belirleyen PKK’nin tutumudur. Devlet bu sahiplenmenin ne anlama geldiğini elbet biliyor.

Öcalan üzerindeki tecrit kalkarsa süreçte bir değişim olur mu? Bir gazeteci olarak gözlemlerinizi bizimle paylaşırmısınız?

Fehim Işık: Geçmişte Öcalan’a görüşme olanaklarının sağlandığı, çözüm için projelerinin dinlendiği, görüşlerinin kamuoyuna yansıdığı dönemlerde neler yaşandığını hep birlikte gördük. Hiç kuşku yok ki Öcalan’a dönük tecrit kaldırılır ve ailesiyle, avukatlarıyla, siyasi heyetlerle görüşmesi sağlanır ise benzer bir süreç yeniden yaşanır. Öcalan, sadece etkileyici değil belirleyici bir liderliktir. Hem PKK üzerindeki, hem Kürt halkı üzerindeki etkisi sorunun çözüm gücü noktasında etkisini de gösterir. Akıllı bir devlet yönetimi, bu olanakları sonuna kadar değerlendirir. Ancak tüm politikalarını, yalnız Türkiye’de değil bölgenin bütününde Kürtlere düşmanlık üzerinden yürüten bir bakış açısının çok akıllıca olmadığını söyleyebiliriz. Yine hatırlatmakta yarar var ki bu akılsızlık sürerse, ne yazık ki bundan tüm bölge halkı olumsuz olarak etkilenecektir.

Ropörtaj: İbrahim Halil Cengiz
ARYEN HABER