“İlk defa gördüğün insanların, ömür boyu unutamayacağın acıları yaşatacağını tahmin edemezsin”

367

IŞİD Şengal’i işgal etmesinin üzerinden 4 yıl geçti. En büyük katliamı 2014 yılının Ağustos ayında Şengal’in Koço köyüne başlatan IŞID’in bölgede yaptığı katliamda yaşananların ağırlığı ortaya çıkmaya devam ediyor. Katliamı birebir yaşayan 21 yaşındaki D.’nin bütün ailesi, sevdikleri IŞİD tarafından katledilmiş. Bir süre IŞİD’in elinde kalan D. “Sesimi bütün dünyanın duymasını istiyorum. Herkes bizim yanımızda olduğunu söylüyor. Fakat hiç kimse bizim ne yaşadığımızı bilmiyor. Kimseden bizi anlamasını beklemiyorum. Ama en azından yaşadıklarımızı bilsin ve ona göre yaşamlarına devam etsinler’’ diyerek yaşadığı travmanın boyutlarını kelimelere sığdırmaya çalıştı. D. yaşanan insanlık trajedisini Medyablok aracılığı ile duyurmaya çalıştı..

-İsminiz?
D.

-Kaç yaşındasınız?
21

-Kaç kardeşsiniz?
7 kardeşiz. Hep birlikte evimizdeydik…

-Şengal Katliamı’ndan önce nasıl bir yaşamın vardı?
Evimizdeydik. Hep birlikte. Ben kardeşlerim, annem, babam…. Okulumuz devam ediyordu. Eğitimimiz çok iyi bir seviyeye gelmişti.

-Eğitim hayatın ve okulundan bahsedebilir misin?
9 yıldır okula gidiyordum. Katliamdan önce son sınıftaydım. Arkadaşlarımız ile birlikte okula gidip geliyorduk. Beraber okula gidip geldiğimiz arkadaşlarımız, bizim beraber büyüdüğümüz kişilerdi. Öğretmenimiz de müslümandı. (Gülüyor) Arap biriydi. Ama şimdikiler gibi değildi. Çok iyi biriydi.

Çoğu arkadaşım kendini öldürdü
-Arkadaşlarının ismini hatırlıyor musun? Onlar şimdi ne yapıyor?

Çok sayıda arkadaşım vardı. Hepimiz Koço Köyü’ndendik. Arkadaşlarıma ne oldu bilmiyorum. Liya, Lanya, Mizgin… Çok sayıda arkadaşım vardı. Çoğu kendini öldürdü, çoğu da kayıp ve kimse nerede olduğunu bilmiyor.

-Sevdiğin biri var mıydı?
Evet. Çok sevdiğim biri vardı. IŞİD Koço’ya ilk geldiğinde kadınları farklı bir okula, erkekleri de farklı bir okula götürdü. Bize başta karışmadı. Ama erkeklerin çoğunu öldürdü. Ona da ne olduğunu bilmiyorum. Haber alamadım. (Yutkunuyor) Ailelerimiz bizim birlikte olmamızı istemiyordu. Ezidiydi. 5 yıl boyunca arkadaşlık yaptık. 5 yıl. Beraber büyüdük. Biz birbirimize söz vermiştik. Kaçacaktık. Ama ferman oldu ve bir daha birbirimizden haber alamadık. Onu çok özlüyorum. Ne oldu ona. Öldü mü sağ mı bilmiyorum. (Ağlıyor)

-Aileleriniz neden istemedi?
Çünkü ailem akrabalarım ile evlenmemi istiyordu. Amcaoğlum ve teyzeoğlum ile. Bundan dolayı da sürekli bize karşı çıkıyordu. Ama onların istediği gibi de olmadı. Her birimiz bir yerlere dağıldık. Kim nerde ne yapıyor onu hiç kimse bilmiyor. Bunları tahmin bile edemezdik…

-Katliamın olduğu gün ne yaşandı?
3 Ağustos 2014 Cuma günü saldırı başladı. İlk olarak Tıl Ezer ve Siba’ya saldırı başladı. Gece yarısı başladı saldırı. Til Ezer ve Siba Köyü bizim olduğumuz köye 30-40 dakika uzaklıkta. Çok uzak bir yer değil zaten. Köylere saldırı olduktan sonra Şengal merkeze girdiklerini duyduk. Sonra da Til Qasap ve Koço’ya gittiler. İlk geldiğinde bize beyaz bayrak kaldırın dediler. Size bir şey yapmayacağız dediler. Önce kadınları bir kenara ayırdılar. Kızları ve erkekleri de bir yere. Geldiklerinde çok korktuk. Kadınları ve çocukları başka yere aldılar. Kardeşimi, babamı… hepsini götürüp öldürdüler. Seslerini duyduk. Biz ağladığımızda veya ses çıkardığımızda bizi de dövdüler. Saçlarımızı çektiler. (Ağlıyor) Katliam yaşanmadan önce bize sürekli ‘Gelip sizi öldürecekler. Erkekleri öldürüyorlar. Kafalarını kesiyorlar. Onları yakıyorlar’ diyorlardı. Fakat biz bu kadar da olmaz dedik. Biz bunların hiçbirini beklemedik. Bunların yaşanacağını, bunların olacağını tahmin bile edemezdik. Ama…

-Peki insanlara kızgın mısın?
Kızgınım tabi. Anlamalarını da beklemiyorum. Çünkü her tarafta insanlar rahattı. Biz acı çekerken onlar mutluydu. Yaşamlarına devam ediyordu.

-Kaç gün IŞİD’in elinde kaldın?
Bizi bir okula götürdüler. 7 gün o okulda kaldık. 1 yıl 6 ay yanlarında kaldım. 6-7 gün Koço Köyü’nde kaldım. Yani kendi köyümde. Ondan sonra da beni Rakka’ya götürdüler. Ardından Telafer’e ve oradan çok sayıda yere götürdüler. Götürdüklerinde de annem ve kardeşim yanımdaydı. Ama bir yerden sonra onları benden ayırdılar. Çok sayıda kişiye sattılar beni. 500 dinara bizi satıyorlardı.

Kaçmayı denedin mi?
İki defa IŞİD’in elinden kaçtım fakat beni yakaladılar. 3. defa kaçtığımda ise uçaklar vurdu. Uçakların vurması ile birlikte de ben Telafer’den kaçtım. Oradan sonra da akrabalarım beni gelip aldı ve Zaho’ya götürdüler. İlk gün çocuklar ve kadınlar okulda tutulduk. 6-7 gün sonra da bizi Rakka’ya götürdüler. Rakka’da da 6-7 ay kaldık.

-Nerede kalıyordunuz?
Kaldığımız yer büyük bir ev gibiydi. Büyük bir avlusu vardı. Camiye benziyordu. Orada her gün darp ediliyorduk. Sürekli bizi birilerine satıyorlardı. Bizi alan kişiler de bize tecavüz ediyordu. Bizim onların kölesi olduğumuzu söylüyorlardı.

Kendimi öldürmek istedim…
-“Bizi alıyorlardı” dediğin kimlerdi?

45 yaşında biri beni satın aldı. Annemden ve kardeşlerimden beni ayırdılar. Gözümün önüne getirmek bile istemiyorum onun yüzünü. Hatırladığım kadarıyla uzun sakallı, çirkin yüzü olan biriydi. Elinde silah vardı. Silahı alıp kafama dayadım. Eğer bu sizin için hayırsa beni öldür dedim. Beni dövdüğü için bayıldım. Uyandığımda dışarı çıkıp kendimi öldürmek istedim. Kapıya yöneldiğimde, kapının kapalı olduğunu gördüm. Onun yanında 1 hafta gibi bir süre kaldım. Hiçbir şey yapmama izin vermedi. Bir gece ben seninle uyumak istiyorum dedim. Uyurken bir ağaçla ona saldırıp kaçtım. Sonra beni tekrar yakaladılar. Bu kez başka birine sattılar. Ona da fazladan para veren birine sattılar. Banyoda kendini öldürenler oldu. Onlar çok şanslıydı. Ben de kendimi çok öldürmek istedim. Fakat bunu başaramadım. Kendini öldürenler şanslıydı çünkü.

-Kaldığın yerde çocuklar var dedin. Küçük çocuklar da mı satılıyordu?
Evet. Benimle tutulanlar arasında çok sayıda çocuk ve yaşlı kadın vardı. 9-10 yaşında çocukları gözlerimizin önünde götürdüler. Onları da sattılar. Hem de defalarca. IŞİD’e göre kadın, çocuk fark etmiyordu. Küçük çocukları daha fazla paraya satıyorlardı.

-Kadınlar ve çocuklar kadın pazarında mı satılıyordu?
Rakka’da bizi kimin satın aldığını bilmiyorduk. Neyin ne olduğunu bilmiyorduk. Evlerde de satıyorlardı. Telafer’de ise pazar kuruldu. Büyük bir pazar. Açık bir alanda. Orada bizleri satıyorlardı.

Vücudumdaki izler hala silinmedi
-Kaçan kadınlar oldu mu?

9-10 yaşındaki çocukları yanımızdan alıp götürüyorlardı. Onların çoğunu ya öldürüyorlardı ya da satıyorlardı. Onların başına ne geldiğini hiçbir şekilde öğrenemedik. Bir gün beni çağırdılar. “Gel seni satacağız” dediler. Ben de hayır gelmiyorum dedim. 3-4 kez daha tekrarladılar. Ben kabul etmediğim için de saçlarımdan sürükleyip fırlattılar. Ellerimi tavana bağlayıp beni sabaha kadar beklettiler. Başıma da birini koydular. Kıpırdadığım an beni dövdüler. Sabaha kadar vücudumu hissetmedim. Vücudumdaki izler hala silinmedi.

-Peki ellerinden nasıl kurtuldun?
2 kez kaçmaya çalıştım. İkisinde de yakalandım. 3. kez kaçtığımda ise IŞİD’linin birinin başına ağaç vurup kurtuldum. Siyah çarşaf giydim. Gizlenerek gittim. Ellerim yara bere içinde kaldı. Günlerce yürüdüm. Sonra yakalandık. Bu kez yakaladıklarında eskisinden daha kötü davrandılar. Günlerce dövdüler, tecavüz ettiler. 6 kişi bana tecavüz etti. Bize yapmadıklarını bırakmadılar. Son kaçtığımda ise yine siyah çarşaf giydim. Yolda birini gördüm. Ona beni buradan götür dedim. O da bana ‘Nereye gideceksin’ diye sordu. Ben ise beni öldüreceksen öldür, ne yapacaksan yap ama beni bunların elinden kurtar dedim. Beni kurtardı. Bana farklı bir pasaport getirip çıkarttırdı. Ondan sonra da kurtardı.

Oyun sananlar vardı
Benim gibi birlikte binlerce kız çocuğu vardı onların elinde. Yaşları küçük olan çok sayıda çocuk da vardı. İnanamıyordu onlar yaşananlara. Oyun sananlar vardı. 7 yaşında çocuklar vardı çünkü etrafımızda. Her gün biz acaba sıra kimde diye düşünüp bekliyorduk. Acaba kimin başına bugün felaket gelecek, kimin hayatını karartacaklar diye. Çocukları götürdükten sonra bir daha geliyorlardı. Bu kez de yanımızda bulunanları ve beğendiklerini kendilerine eş olarak alıyordu. O zaman başlıyordu işte kötülük.

Keşke rüya olsa
Öldürmek istiyordum kendimi, utanıyordun kendimden. Bir yandan da yaşananları anlamaya çalışıyordum. Çünkü yaşanan her şey bir rüya gibiydi. Keşke rüya olsa. Bazen de çocuklar gibi düşünmek istiyorduk. Keşke her şey bir oyun olsa diye. Ama değildi. Ne yaşadıklarımız, ne onların bize yaşattıkları. Onların elindeyken uyuyamadık. Günlerce uyuyamadım. Defalarca uyumak ve uyandığımda kendi evimde olacağım ümidi ile geçti günlerim. Çok özlüyordum eski günlerimi, eski arkadaşlarımı. Çoğu da yanımdaydı. Ama gün geçtikçe, saatler ilerledikçe hepsini birer birer yanımızdan koparıp aldılar. Benim kız kardeşim 12 yaşındaydı. O da benim yanımda tutuluyordu. İnanabiliyor musun ya 12 yaşında. Daha çocuktu. Bir gün gelip kardeşimi almak istediler. “Hazırlan bizimle geleceksin” dediler. Sonra zorla alıp banyoya götürdüler. Satmışlardı birine kardeşimi. Sonra öğrendik ki bileklerini kesmiş kardeşim orada. Ama başaramamış. Öldürememiş kendini. Dedim ya ölüm orada bizler için büyük bir kurtuluştu. Herkes kendini öldürmek ya da bu ateşin içinden kurtulmak için günlerce çabalıyordu. Sonra alıp götürdüler kardeşimi. Ama nereye götürdüler, başına ne geldi, ona ne oldu bilmiyorum. Bir daha kendisinden haber alamadım. Annem de bizim yanımızdaydı.

Babam ve kardeşim öldürüldü
Babam ve kardeşim ise DAİŞ kente geldiği gün öldürüldü. En azından biz onu biliyoruz. Çünkü öyle inanmak istiyoruz. Sevdiğimin de öldüğünü biliyorum. Ama ailemden çok onu özlüyorum. Çünkü burada yani Almanya’da herkes sevdiği insanla birlikte geziyor. Eğleniyor. Ve ben bunu gördükçe ailemi suçluyorum. Çünkü eğer izin vermiş olsalardı belki bugün ben de onunla birlikte olacaktım. Yani en azından mutlu bir şekilde ölmüş olacaktım. Her sokağa çıktığımda mesela aklıma geliyor. Öldüğü geliyor aklıma. Kaldıramıyorum. Kabullenemiyorum. İnanamıyorum.

-Şimdi ne yapıyorsun?
Şimdi bir kız çocuğum var. Çocuğumun ismini de onlar kendi koydu. İsmi R. Onu da kendimle birlikte getirdim. Ama onu geldiğim gibi polislere verdim. Çünkü o benim çocuğum değil. Kendi isteğim ile dünyaya gelmedi. Ama ona rağmen gidip haftada 3-4 kez çocuğu görüyorum. Ona da acıyorum. Bir suçu ve günahı olmadığını o kadar iyi biliyorum ki. Ama babasının Ezidi olmadığını düşündüğüm an kafamda milyon tane soru dönüp duruyor. Onun babası Bir DAİŞ’li. O yüzden yanıma dahi getirmek istemiyorum. Şimdi ise ne yapacağımı, hatta ne yaptığımı bilmiyorum. Okula gidiyorum, çalışıyorum. Bu şekilde yaşamımı idame etmeye çalışıyorum. Ama bana biraz zaman lazım. Çünkü ne yapacağımı ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimi bilmiyorum.

Kimse inanmıyor
Bazen burada soruyor insanlar. Ne yaşadın diye. Anlatamıyorum. Bazen de anlatıyorum. Kimse inanmıyor. Bunun yaşanamayacağını ifade ediyorlar. Doğru aslında. Bu kadar şey bu kadar olay kimin başına neden gelsin ki. Tahmin bile edemezsin birilerinin, hatta tanımadığın ve yüzünü bile ilk defa gördüğün insanların bir gün gelip senin hayatını karartacağını. Ömür boyu unutmacağın acıları sana yaşatacağını.