Kerem Çiftçi yazdı: Eylemci başkaldırı kamusal alanın asıl gücüdür

1649

Dünyayı yaşanmaz kılan dikta rejimler buna direnen demokratik özgürlükçü hareketleri “fikirsel ve fiziksel bir çıkmaza” sürükleyerek umut oldukları halklar nezlin de itibarsızlaştırmak istemektedirler. Buna karşın savaş ve talan rejimlerine karşı arayışlarını ortaklaştıran/olgunlaştıran demokrasi güçleri yaşama dair tutumlarını eylemci bir kimliğe kavuşturabilmelidirler.

Burada unutulmaması gereken en önemli temel ilke zaferin insanların kalplerinde ve zihinlerinde kazanıldığı gerçekliliğidir. Eylemci demokratik bir iç barış ancak ülkeyi cüceleştiren militan faşizme karşı kopuşa dayalı yönünü sokağa çeviren radikal bir demokratik duruşla kazanılır. İnsanı değersizleştiren somut despot pratiklerden kaynaklı kırılan aidiyet/adalet duygusu ancak kamusal alanda ortak eylemci/mücadeleci bir duruşla yeniden onarılabilinir.

Türkiye gerçekliliğini iyi bilenler ve küresel dengelerin ana dayanaklarını iyi okuyanlar bu kaotik sürecin uzun uzadıya sürmeyeceğini de sezinlerler. Bağnaz bir öfke ile topluma kükreyen faşizan sistemden tümden kopuşu hedefleyen radikal alternatifler ön görüye dayalı hazırlıklara acil girişirler ve beklentili- tereddütlü tutumlarla da ise büyük fırsatları heba ederler. Oysa kullanışlı aptallık modası çoktan demode oldu.

Türkiye de şuan iktidarda olan faşizan ve çağdışı bu zihniyetle tümden ipleri kopartmak gerekiyor yoksa ufukta gözüken gazap tufanlarına yakalanmak içten bile değildir. Uluslar arası mekanizmaların kesin kes kullanıp aşılmasını istedikleri sorunlu bir zihniyetin yön verdiği bir sistem var karşımızda. Çözülüyor Türkiye hem de Recep Erdoğan eliyle. Herkesi inançla-şantajla aldata aldata en son kendisini de aldatıyor Recep Erdoğan. Zaaflarını kullananlar bunun bedelini tüm Türkiye’ye ödettiriyor ve tebaa derin derin uyuyor/uyutuluyor!

Siyasi İslamcılığı içinde eriten devlet milliyetçiliği demokratik değerleri öğüten bir leviathan’a dönüştü. RTE/AKP zihniyeti Türkiye’nin çöküş/çözülüş tohumlarını ekiyor. RTE/AKP toplumsal mağduriyetleri bir araç olarak kullanarak şimdi herkesi mağdur ediyor. Politik kalibresi/kapasitesi düşük bu zat ve şurekası Türkiye de ahlaki ve vicdani bir çürüme yaratmış durumda.

Zehirli bir zihniyet tarafından ülke ölümcül bir şekilde zehirlendi bu zehir atmosferinden çıkış ancak çok büyük bir şokla gerçekleşebilir. Ahlak, vicdan, inanç, adalet ve siyaset RTE/AKP yeni Türkiye’sinde yozlaşa yozlaşa tümden çürüdü namı değer yolsuzluk, hukuksuzluk ve adaletsizlik cehennemi! Gericiler mabedi, haramiler ve talancılar cenneti! Örgütlü ve iktidarda bir cehalet tarafından dumura uğratılmış halklar ve haklar ülkesi. AB üyeliği hedefinden(AB müzakereleri bitirme arifesinde) despot bir diktatörlüğe dümen kırmış bir ülke! AB ülkelerinde yaşayan ve çifte vatandaşlık kazanmış Türklerin bu enkazı-kopuşu yaratan AKP/RTE’ a seçimlerde verdikleri büyük destekte işin ironik tarafı olarak tarihe ki yerini çoktan aldı.

Küresel güçlerin son Helsinki toplantısı Ortadoğu’nun kaderini yeniden çizecek ve belirleyecek önemdedir. Diktatör rejimler İran-Türkiye-Suriye ve Irak detaylı bir şekilde ele alındı. İlişki ve çelişkiler masaya yatırıldı. Kürt özgürlük hareketinin Ortadoğu’ya yön veren etkinliğinin sınırlandırılması ve çıkarları için tehdit içermeyen kabul edilebilinir bir çizgiye çekilmesi de tartışıldı.

Diktatör rejimlerin şantaj ve şiddet dışında bir varlık gösterememeleri küresel ölçekte artan rahatsızlıkların ana kaynağı durumunda olası bir normalleşme için bu diktatör rejimlerin dönüştürülmesi-yeni bir formatta revizyona tabi tutulması bu olmasa çözülmeleri gündemde ki acil yerini koruyor. Özellikle Türkiye rejiminin izlediği yıkıcı şer politikaları bölge ve dünyada infial yaratmış durumda herkes açıktan açığa artık buna diş biliyor! Tel-Aviv’den Kahire’ye, Şam’dan Tahran’a, Washington DC’den Paris’e tehlike çanları Recep Erdoğan Türkiye’si için çalıyor. Kıbrıs gibi kronik sorunlar aleyhte sonuçlanmak üzere. Ambargolar ise demoklesin kılıcı gibi tetikte! Türkiye’yi baypas edecek yeni enerji koridorları da gündemde. Efrin-Kıbrıs denklemini bile bazıları hiç okuyamıyor!

Kürdistan özgürlük hareketinin İran-Suriye-Türkiye ve Irak’ta ki rejim çıkmazlarına ve kanayan halklar yarasına çözüm getirebilecek demokratik, çağcıl ve inanç-kültür eksenli çoğulcu felsefesine ihtiyaç duyulduğu ve Ortadoğu’nun demokratik bir doku uyuşması ile evrensel ölçekte bir fırsat yaratabileceğini herkes görüyor. Diktatör rejimleri halklar desteği ile çözücü devrimci ve dinamik tek temel güç KÖH’dir. Savaş sonrası Ortadoğu şekillenmesinin şuan artçı depremleri yaşanıyor. Arap baharı, İran ve Irak’taki halk ayaklanmaları Kürt baharıyla gerçek manada rayına oturacak! Halklara dayalı çözüm üreten diplomasi etkinlik kazandıkça mandacı ihanet çizgisi de elbette boş durmuyor. İşbirlikçi diplomasi düşmanlıkta sınır tanımıyor!

Olası büyük kazanımlar arifesinde Kürt halkı yıldırılmak/bölünmek isteniyor. Şiddet ve korku sarmalı ile ideolojik savrulma hedefleniyor İmralı tecridi büyük kazandıran ideolojik politik dehayı devre dışı bırakmaya dönük çok amaçlı ve taraflı komplike bir saldırıdır. Bunu ne pahasına olursa olsun Kürt halkının ve dostlarının kırması gerekiyor. Bir hayli tasfiye tuzaklarıyla dolu ve demokratik alternatiflere de ihtiyaç duyulan hayati bir süreç bu. Kim rolünü iyi oynarsa o kazanacak!

Bu despot rejime kanıp hayal kırıklıkları ve aldatılmışlık yaşamış, karşıtlaştırılmış kutupların bu enkazdan pozitif dersler çıkarıp demokratik bir gelecek için sırt sırta vererek ancak oluşan keskin ön yargıları kırılabilirler ve yeni zihniyet dönüşümleri eşliğinde demokratik bir toplumsal barış inşası gerçekleştirebilirler. Siyasi İslamcılığın devlet milliyetçiliğine dönüşen evliliğinden kaynaklı sorunlu faşizan enkazını ortadan kaldıracak demokratik ahlaki politik bir toplum inşasını bir alternatif olarak umuda dönüştürebilirler. Çağcıl bir formatta zamanın ruhuna denk kendisini değişim dönüşüme açan ve tedbirlerini alan siyasi bir inşacı öncülük başarıyı yakalamaya kesin kes adaydır.

“Kürtlerin alın yazısı artık cehalet, isyan, bastırılma ve katliam değil, demokratik bilinç, gelişmiş toplum ve özgür birlikteliktir.” A. Öcalan

KEREM ÇİFTÇİ – ARYEN HABER