Kerem Çiftçi yazdı: Politik Duyguların Devrimci Karakteri

2487
Tarih çoğunlukla geçmiş olay ve olguları egemen ve eril bir bakış açısıyla mekan ve zaman üzerinden insanın duygu dünyasını görmezden gelerek, yanlı bir sonuç ve soyutlulukla kapitalizme tapan yeni nesillere anlatır. Güçlünün kutsal savaş-ganimet ve sömürü ayetleri buna bilgece direnen duygu/his/sezi anlam hakikatini katmadan, tarihi hissizleştirerek sahte milliyetçi histerilerle ezberletilir.

Her insan aslında kendi duygularının da birer tarihçisidir. Fikir ve politik duygu gücünün terazisinde tartılırsa tarih çok farklı bir anlam kazanır. Duygunun ruhsal mabedi kadın, en baştan bu yanlı tarih anlatısının dışına itilmiştir. Kadının duygu tarihine örgütlü eril cehalet sistematik bir soykırım gerçekleştirmiştir. Duyguların politik özgürlük yoksunluğu sömürge insanın kanayan en eski ve derin yarasıdır.

İnsanın yaşadığı hayatı politik duygulardan doğan bilinçle duyumsayarak anlamlandırması toplumsal ruhi çöküşü durdurabilecek belki de en önemli girişimdir. Politik duyguları esneklikle toplumsallaştırarak tarihselleştirmek müthiş bir zenginlik katacaktır yaşama. Duygu ruhunun özgürleşmesi farklı zihinsel anlam dönüşümleri de yaşatacak birey ve topluma. Politik duygular özgürlük hissini şeffaflaştırırlar.

Özgür insanın ruhsal-hissel refleksleridir politik duygular. Kaynağını sonsuz zamansızlığın tutkularından alırlar. Kadının yalın ruhunda ifadeye kavuşan ve yaratanı olmayan öz kadınla bütünleşen kendinden bilme yaratımın da ta kendisidir. Politik duygular insan ruhsal iç sesinin güçlenmesidir ve çökertilmeyen özgün kişiliğe ulaşma çabasıdır.

Sezgisel iletişimin özgürlükle ittifakı olan politik duygular, deneyim kazanmış öz karakteri ile kirletilmiş soyut sözcük-kavram iktidarını kökten sarsacak gücü de taşırlar. İçsel özgürlüğün başkaldırısına dayalı duygu yüklü fikirlere hiçbir sanal popüler kültür bendi dayanmaz.

İnsanlığın duygu ruhunu anlamaya dayalı içsel bakış, özgürleştirici taleplere cevap olmayı gerektirir. Politik özgürleşme özgür ruhların tutkulu duygularla yaşama ideasıdır. Sistemlerce bilinçli bir şekilde çarpıtılan toplum ve bireyler arası iletişimin yeniden politik duygular üzerinden sağlıklı bir iletişime kavuşması önemini korumaktadır.

Duygular ideolojik-politik karakter kazandıkça özgür ve özgün seçenekleri yaşamda yaratırlar. Hissin doğal sesini politik eylemsellikler üzerinden davranışta ifadeye kavuşturma çabası bile başlı başına bir iç özgürlük devrimidir. Kadının bastırılmış özgürlük sesinin hakikat arenasında özgürleştiğine dair en net kanıtıdır duyguların politik özgürleşmesi.

Duygu kırımla insan ruhunu teslim almaya dönük hiyerarşik tahakküm sorunsalını belki de duygu devrimini özgürleşen politik duygular üzerinden yaşamsallaştırarak ahlaki politik topluma ulaşabileceğiz ve yaşam bilgeliği konusunda deneyim sahibi olabileceğiz.

Politik duygular doğal bir özgürlük öğretisidir. Seziler özgün zaman An’ında canlılık kazanan kendini bilmedir. Politik sezilerin yeni anlam arayışları yaratan esnek karakterleri özgür bir kişilik ve ahlaki politik bir toplum için umut vericidirler. Politik duyguların yaratıcı eylemselliği uzlaşıya dayalı çözümler üretirler.

Etkin bir ivme kazanmış sezgi ve duyguya dayalı özgürlükçü bir ahlakın köleliğe başkaldırısı bilgece anlam kazanmış toplumsal bir varoluş davranışına dönüşürse kapitalizmin zihinsel hapishanelerinin prangalarını rahatlıkla çözebilir. Ortak ve örgütlü politik duygulara sahip bir toplumsallığı hiçbir şiddet iktidarı dağıtamaz.

“Kaos (kargaşa)-kozmos (nizam-düzen) arasındaki ilişki şöyledir; tamir ederek gelişme, kendini onarma, krizi yönetme yani. Aynılık ve ayrılıkların birlikteliği iç içeliği eşliğinde kanlı canlı deneyimlemek yaşamı. Yaşamın çoğulluğunda çıkış aramak, yaşamla yaratıcı bir oyuna tutuşmak, farklı bir hakikat üretimini zaman üstüne kurmak, yani çatışma ve barışmayı iç içe kavramak.”

Süreksizliğin bilincinde zamanın ruhunda anlam arayışını olgunlaştıran ve kozmosun sürekliliğinde kendi ötesini yaratan bilgenin(…Canlı seziler küçümsenemez yaşam adına ne varsa sezilerde gizlidir…) özgürlük eylemini kavramak, gelişkin politik duyguların yaratıcı ve eylemci varlığını gerektirir. Politik duygu ve bilinç eylemciliği insanı hakikate götürür ve devrimci duyguyu anlam gücüne kavuşturur!

“Bu okul, çokluktan bütünlüğe, karşıtlıktan uyuma, kölelikten özgürlüğe doğru bir kuantum sıçrayışıdır. Bu yeniden oluş-dönüşüm okulu insanın özüne bir geri dönüş yolculuğudur” S.D’Anna

KEREM ÇİFTÇİ  – ARYEN HABER