Mahmut Taşçı: Türkiye’de kanın durması, barışın sağlanması Öcalan’ın özgürlüğü ile ilintilidir

1144

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile birçok kez görüşen Avukat Mahmut Taşçı, uzun süredir devam eden tecridin çözüm olmadığını belirterek, ‘Öcalan’ın tecrit altında tutulmasının sadece Kürtlerin kaybı değil. Türkler kendilerine de çok büyük kötülük yapıyorlar. Er ya da geç farkına varacaklar. Ama umarım bu farkına varma durumu çok geç olmaz” diye belirtti

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile 2000-2006 yılları arasında birçok kez İmralı’da görüşen Avukat Mahmut Taşçı, 27 Temmuz 2011 yılından bu yana uygulanan tecridin Öcalan’ın fikirlerinin yayılmasını engelleyemediğini, sadece Kürt sorununun çözümünü ağırlaştırdığını söyledi.

’İmralı özel bir cezaevi’
İmralı’ya gidiş ve gelişlerde çıkartılan engel ve zorluklara dikkat çeken, “Yunanistan’da devam eden davası hakkında bilgi vermek için 3 avukat görüşe gittik. İskeleye yanaşan motordan inmek için atlamak gerekiyordu. Yanımızda gelen kadın görevli atlayamayınca, yardımcı olmak için elimi uzattım. Ancak bana ellini uzatmadı. Bir askeri çağırdı, öyle indi. Orada anladım ki o güvenliklerin bile bize bakış açısı çok farklıydı. Bize avukat gözüyle değil ‘terörist’ gözüyle bakıyorlardı” dedi. Taşçı, cezaevi girişinde yapılan ince aramalara itiraz ettiklerinde ve tutanak tutulması gerektiğini belirttiklerinde ise görevlilerin, “İmralı özel bir cezaevi, bu konuda nereye giderseniz gidin” dediklerini söyledi.

‘Herkes kendi alanında yaratıcı olsun’
Öcalan ile yaptığı ilk görüşmede edindiği izlenimi de aktaran Taşçı, “Müthiş bir zekası var. Unutkanlığın ona göre bir şey olmadığını düşünüyorum. Karşıdakinin konuşmayı nereye getireceğini çok iyi kestirebiliyor. Öcalan’ın olaylara bakış açısını merak ediyordum. Kendisine ‘Devrim yolunu nasıl değerlendiriyorsunuz?’ diye bir soru sordum. Ve daha sonra ne soracağımı öngörerek bana, ‘Kimse bana sosyalist değilsin diyemez. Benim sosyalist bakış açım var’ dedi. Avukat olarak bizler neler yapabiliriz, nasıl örgütlenmeyi büyütebiliriz yönündeki sorumuza da ‘herkes kendi alanında, yaptığı iş çerçevesinde, neyle ilgileniyorsa onları faydalı hale getirsin. Yaratıcı olsun’dedi. İki sözcükle ne yapmak gerektiğini anlattı. Bunun üzerine bizde de Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) fikri oluştu” diye konuştu.

‘Alternatif oluşturdu’
Öcalan sorunları tahlil etmekle yetinmeyip, çözüm ve alternatifini de sunduğunu vurgulayan Taşçı, şöyle devam etti: “Bütün sol sosyalist çevreler devletin baskı aracı olduğunu söyler. Fakat Öcalan devletin baskı aracı olduğunu söylemekle kalmadı. Bunun çözümünü sundu. Kadınları proletarya ile birlikte ele aldı. İkinci husus Ermeni, Rum, Keldanilere yapılan soykırımdır. Ezilen ve ötekileştirilmiş ne kadar halk varsa ortak paydada buluşturdu. Bunu yaparken, başka siyasetlerin ‘iktidar olursak bunları yapacağız’ söyleminin aksine birlikte kurma ve birlikte oluşturma fikrini ortaya koydu. Hiç kimseyi dışlamıyor. Ezilenleri bir araya getirip demokratik ölçüler içerisinde yeni bir ideoloji, yeni bir perspektif sundu.”

‘Umarım çok geç olmaz’
Öcalan ideolojisinin bugün Ortadoğu coğrafyası başta olmak üzere dünyaya yayıldığını dile getiren Avukat Taşçı, “Öcalan’ın özerklik düşüncesi sadece Kürtler için değildir. Bütün halklar içindir. Bugün TSK tankı ve topuyla Efrin’e giremiyorsa bu Öcalan’ın perspektifinden kaynaklanıyor.Belki Öcalan’ın görüşleri tam anlamıyla uygulanmıyor ama bu yönlü çabaları sonucudur, direnmeleri” dedi. Öcalan’ın tecrit altında tutulmasının sadece Kürtlerin kaybı olmadığını sözlerine ekleyen Taşçı, “Türkler kendilerine de çok büyük kötülük yapıyorlar. Er ya da geç farkına varacaklar. Ama umarım bu farkına varma durumu çok geç olmaz” diye belirtti.

‘Dünyada bir ilk’
Öcalan üzerindeki tecridin yeni olmadığını hatırlatan Taşçı, şunları ifade etti: “Tutuklu ya da hükümlü her insanın insan olmaktan kaynaklı hakları vardır. Bu hakları evrensel hukuka göre yok edemezsiniz. Dini kitaplara göre yok edemezsiniz. Öcalan’a uygulana bu hak ihlali, dünya bir ilktir. Bir hükümlü, tutuklunun bu şekilde aylarca, yıllarca aile ve avukatlarıyla görüştürülmemesi, haber alınmaması başlı başına bir insan hakkı ihlalidir.”

‘CPT tarafsız değil’
Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) de tecride sessiz kaldığını belirten Taşçı, şöyle dedi: “CPT gelir gelmez ilk önce adalet bakanlığıyla, başbakanla ve devletin veya hükümettin yürütmenin ilgili insanlarıyla görüşüyor. Bu da demektir ki tarafsız, bağımsız, bir kurum değil. Bir yerlerde direktif alıyor veya bir yerlerde hesabını kitabını yapıyor. Ben bunu o şekilde görüyor ve yorumluyorum.”

‘Çözüm sürecinde özgürlükler biraz kıpırdadı…’
İnfaz kanunlarının kendi kurallarını çiğnediğini de ifade eden Taşçı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasa’ya göre hatta ve hatta daha ileriye gidiyim, Kanun Hükmündeki Kararnamelere göre bile tecrit hak ihlalidir. Hiçbir insana uygulanacak bir yöntem değildir. Çocuklarımızın, torunlarımızın gelecek nesillerin daha insanca yaşayabilmesinin yolu Öcalan’ın koyduğu paradigmadan ve temel ilkelerden geçiyor. Kadına, çevreye, işçi sınıfına, Alevilere bakış açısından geçiyor. Türkiye’de ne kadar sorun varsa, en ufak bir şeye dair bile çözüm önerisi, bakış açısı geliştirmiştir. Sırf Kürt ve ötekilere değil, Türklerin de haklarını savunuyor.” Çözüm sürecindeki gelişmelere de değinen Taşçı, Öcalan’ın çabalarını hatırlatarak, “Ancak, hükümet özgürlüklerin biraz kıpırdadığını gördü ve baskıları arttırdı. Devlet ‘bizim varlığımız yokluğumuz bu baskıyı uygulamaya bağlı’ dedi. Düşünce bu olduğu için bugün bunlar yaşanıyor. AK Parti gitse, CHP gelse de aynı yol izlendikçe bu zihniyetin değişeceğini sanmıyorum” ifadelerinde bulundu.

‘Barış ve demokrasi Öcalan’ın özgürlüğünde’
Taşçı, şunları söyledi: “Daha temelli, özverili, demokrat, halkını, insanlarını, yurdunu seven insanların daha köklü bir bakış açısı getirmesi gerekiyor. O da Öcalan’ın görüşlerinde mevcuttur. Başka bir yerde aramaya gerek yok. Türkiye barış, özgürlük, insan hakları istiyorsa mutlaka Öcalan’a başvurması gerekir. Kanın durması, barışın sağlanması ve özgürlüklerin uygulanması Öcalan’ın özgürlüğüyle ilintilidir. Bunu mutlaka sağlamak gerekir. Sadece Kürt, Alevi ve tüm ötekilerin çıkarı değil, Türklerin de çıkarınadır. Bu şekilde düşünmelerini öneririm.
-Ö. Demokrasi-