Rusya ve ABD’ye çağrı yapan Yüksel Koç: Efrîn uçuşa yasak bölge ilan edilmeli | RÖPORTAJ

8009

Röportaj: Hayrettin Öztekin


Bugün (12 Şubat) Kürtler ve dünyanın dört bir yanından enternasyonal aktivistlerin katılımıyla Efrîn için Lozan’dan BM önüne kadar sürecek olan tarihi bir yürüyüş gerçekleşiyor. Yürüyüş için Lozan’da bulunan KCDK-E Eş Başkanı Yüksel Koç Efrîn ile ilgili Aryen Haber’e önemli açıklamalarda bulundu. Rusya ve ABD’ye seslenen Koç Efrîn’in uçuşa yasak bölge ilan edilmesi gerektiğini söyledi.


KCDK-E Eş Başkanı Yüksel Koç’un Aryen Haber’e verdiği röportajın tamamı şöyle;

12 Şubat tarihinde Lozan’dan Cenevre’ye kadar sürecek olan bir yürüyüş başlatıyorsunuz. Bu yürüyüşün amacı nedir?

Bu yürüyüşte Avrupa Efrîn Sahiplenme Platformu’ndaki 82 Kürdistanlı ve Türkiyeli sosyalist kurumlar, Asuri, Süryani, Ermeniler, yine barış akademisyenleri ve 17 ülkeden 200 tane enternasyonalist yürüyecek. Toplam bin kişi ile yürüyeceğiz. Sloganımız şöyle:  “Birleşmiş Milletler, Efrîn’deki Soykırımı  Durdur!” Çünkü BM’nin varlık gerekçesi savaşları ve soykırımları durdurmaktır, bunun için kurulmuştur. Oysa Türk devleti şu anda Efrîn’de Kürtlere, Asurilere, Süryanilere Ezidîlere, Araplara ve orada yaşayan tüm halklara ve inançlara bir jenosit uyguluyor. Birleşmiş Milletler bu konuda iki yüzlü bir politika yürütüyor, tavır alması gerekirken 3 maymunları oynuyor.

Biz bu yüzden bin kişiyle Lozan Antlaşmasının yapıldığı binanın önünde saat 11.00’de bir basın toplantısıyla başlıyoruz. Her gün bin kişiyle yapılacak yürüyüş güzergâhlarımızı belirledik. Ayın 16’sında Birleşmiş Milletler binasının önünde bir mitingle hem BM’i bu konuda göreve davet edeceğiz hem de bu katliam karşısında kamuoyu oluşturmaya çalışacağız.

Peki uluslararası güçlerden talebiniz nedir?

Bizim genel dünya kamuoyuna bir çağrımız var. 5 tane temel maddede taleplerimizi sıralayabiliriz: Birincisi AKP-MHP faşist blokunun ve şu anda tüm ulusalcı ergenekoncu ekibin oluşturduğu Türk sömürgecilik sistemi Efrîn’de bir jenosit uyguluyor. Bu jenosite karşı başta Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği olmak üzere tüm uluslarası kurumları ve AB’nin Almanya, Fransa gibi önemli ülkeleri ile ABD ve Rusya’yı bu konuda görevlerine davet edeceğiz.

İkincisi; Türk devleti ve AKP diktatörü Erdoğan’ın Efrîn’e saldırmasının bir nedeni de dünya kamuoyunun ve herkesin bildiği gibi, YPG/YPJ’nin başta Kobanê ve Şengal olmak üzere ardından Raqqa ve Tebqa’da ve hem Suriye hem Irak’ta DAIŞ’i yerle bir etmeleridir. Dünya bugün YPG ve YPJ’den insanlık onurunu kurtardıkları için onurla bahsediyor. Hatta Rusya bu konuda bir onur madalyası verdi bilindiği gibi. Ama şu anda DAİŞ’in yenilgisini hazmedemeyen Erdoğan bu saldırıyla aslında dünyanın göremediği bir şeyi yapıyor. El Nusra gibi, DAİŞ gibi çetelere alan açıyor, onlara tekrar güç vermeye çalışıyor. Onları tekrar Ortadoğu’da insanların başına bela yapmaya çalışıyor. Bu da dünyanın görmesi gereken ikinci temel noktadır.

Bu savaş aynı zamanda DAİŞ’e alan açmaktır. Eğer bu savaşta Erdoğan başarılı olursa, El Kaide gibi, DAİŞ gibi çeteler güçlenir, daha önce Berlin’de, Paris’te, Brüksel’de patlayan bombalar bütün Avrupa merkezlerinde patlar. Dolayısıyla Efrîn’i korumak kendilerini korumaktan geçiyor.

Üçüncü talebimiz; Biz diyoruz ki Türk devleti Efrîn’de bu jenositle sadece insan soykırımı gerçekleştirmiyor. Aynı zamanda insanın temel mirası olan tarihi eserleri yok ediyor, yine ekolojik dengeleri bozuyor. Bunun için de Türkiye’ye silah satışı yapan bütün ülkekere -başta Almanya’nın Leopard panzerleri olmak üzer İngiltere’nin sattığı  helikopterler, Fransa’nın sattığı askeri malzemeler var- bu jenosite ortak olmayın diyoruz. Doğaya ve insana karşı bir jenosit uygulanıyor. Bu yüzden Türkiye’ye karşı bir silah ambargosu uygulanmalıdır.

Dördüncü talebimiz; başta kadın ve çocuklar olmak üzere şu anda 150’nin üstünde sivil katledilmiştir. Bu sadece Efrîn  halkına karşı değil aynı zamanda insanlığa karşı işlenen bir suçtur. O yüzden bu suçu işleyen Tayyip Erdoğan ve Türk sömürgecilik sisteminin başındaki yetkililer uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır.

En önemli talebimiz de; BM bu ikiyüzlü politikasını bırakarak acilen toplanmalı, Türkiye ile ilgili bir kınama kararı ve  tedbirler almalıdır.

Bizim bu yürüyüşü gerçekleştirmemizin amacı budur.  Bunun için de BM’nin çeşitli bölümleriyle randevu almış durumdayız. Heyetler şeklinde görüşmeler yapılacaktır. Yine Cenevre’de başta ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerin Büyükelçilikleriyle randevu alıyoruz. Amacımız hem kamuoyu oluşturmak hem İsviçre halkına ve hem de tüm dünya halklarına şu çağrıyı yapmaktır: Jenosite karşı iktidarı elinde bulunduran egemenler ses çıkarmıyor. Gelin  kendi ülkelerinze ve uluslararası kurumlara basınç oluşturun. Bu jenosite suç ortaklığı yapan bu egemenler üzerinde baskı oluşturun.

İngiltere’nin sattığı  helikopterler, Fransa’nın sattığı askeri malzemeler var- bu jenosite ortak olmayın diyoruz. Doğaya ve insana karşı bir jenosit uygulanıyor. Bu yüzden Türkiye’ye karşı bir silah ambargosu uygulanmalıdır.

Tekrar ediyorum; biz Kürdistan’ın dört parçasındaki YNK, Goran, I-KDP’si, Asuriler, Aleviler, Ezidîler gibi, yine enternasyonalistler ya da Türk devrimci hareketler gibi farklı siyasî eğilimleri olan 182 örgüt ve kurum, hepimiz aynı kaygı ve aynı öfkeyi taşıyoruz. Biz Efrîn formu olarak bugüne kadar Efrîn’i sahiplenmek için direnişimizi sürdürdük. Efrîn’i ancak direnişle koruyabiliriz ve bu direniş bundan sonra da devam edecek. Bundan sonrası için de yoğun planlamalarımız var.

Lozan’da başlayıp Birleşmiş Milletler binası önüne kadar yapılacak olan yürüyüşe Avrupa’nın, dünyanın dört bir tarafından insanlar katılacak. Burada kaç kol var ve kimler katılıyor?

Şu anda Irak KDP-si hariç -bunun altını çizerek söylüyorum, çünkü Kürt halkının bilmesi gerekir – dört parça Kürdistan’daki tüm partileri; komünistinden muhafazakârına, dincisinden sosyalistine, liberallerine, çevre hareketlerine kadar Kürdistani partiler ve örgütler katılıyor. Irak KDP’sinin Avrupa temsilcisiyle bu platformda yer alması ve bizimle ortaklaşmaları için iki kez görüştüm. Ortaklaşmadılar. Her seferinde de basın yoluyla şu çağrıda bulunduk Irak KDP’sine ve yurtseverlere : Biz çağrı yaptık, Avrupa temsilcileri gelmediler. Siz KDP’nin yurtsever taraftarları olarak yöneticilerinizde basınç oluşturun. Ama biz biliyoruz ki Kürtler sokakta Efrîn için  bir direniş gerçekleştiriyor. 21 gündür Avrupa ve dünyadaki bütün Kürtler sokakta ulusal birliğini gerçeklestirmiş durumdalar. O yüzden bu partinin yöneticilerinin de bu platformda yer alması için sempatizanları da kendi yöneticilerine basınç oluştursun.

Bunun dışında Türkiyeli bütün sosyalist örgütler içinde yer alıyor. Asurilerin, Ermenilerin farklı örgütleri yer alıyor; Çerkesler ve Laz örgütler var.

KDP temsilcileri herhangi sözlü veya yazılı bir cevap verdiler mi çağrınıza?

Evet, kendileriyle görüştüm. “Çok iyi ama gelemeyiz” diyorlar. Neden gelemediklerini söyleyemiyorlar. Çok üzülerek bir şey belirteyim. Bir dostumun söylediği şey şuydu; ki bu beni bir Kürt olarak gerçekten öfkelendirdi ve kaygılandırdı. Kaygının ötesindeydi, nasıl tarif edilebilir, bilmiyorum. Işte, Türkiye’nin hassasiyetleri dikkate alınıyor.. Peki Kürtlerin hassasiyetleri nerede? Kürt halkı katliamdan geçirilirken bu hassasiyetleri göremiyorlarsa.. Bu beni çok öfkelendirdi. Tekrar söylüyorum: Kürtler şu anda sokakta ulusal birliğini oluşturmuş durumdadır. Başur KDP’sinin taraftarları da bu yürüyüşe geliyor. Sadece yöneticileri gelmiyor. O zaman bizim yurtsever halka çağrımızdır: Nasıl ki sokakta birliğinizi oluşturduysanız yöneticilerinize de baskı altına alın ki bu platformda yer alsınlar.

Enternasyonalist güçler yürüyüşe 17 ülkeden katılıyorlar. Bununla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Bunlar 17 ülkeden enternasyonalistler. Geçen yıl Lozan’dan Strasbourgh’a kadar uluslararası komplonun yıldönümünde bu ülkelerden gelen dostlarımızla yine bir yürüyüş gerçekleştirmiştik. Bu insanların hepsi Kürt Halk Önderi Başkan Apo’nun demokratik ulus paradigmasına inanan, demokratik konfederal sistemi özümseyen insanlardır.

Kürt Hareketi, özellikle Kürt Halk Önderinin felsefesi, paradigması artık Ortadoğu sınırlarını aşmış durumda. Yani demokratik konfederalizm ve demokratik ulus paradigması sadece Ortadoğu halklarının değil dünya insanının umudu olmuştur. Şu anda dünyada  kapitalist moderniteye karşı tek alternatif, Kürt Halk Önderinin demokratik modernite paradigmasıdır. Bu yüzden de Iskandinavya’dan tutun Latin Amerika’ya, Portekiz’den İspanya’ya, Fransa’dan Belçika’ya kadar 17 ülkedeki enternasyonalistler Kürt Halk Önderi için yürüyorlar. Daha önce planladığımız farklı ortak eylemler vardı. Efrîn  aciliyetinden ötürü biz hem bu komitelerdeki dostlarla bütün güçlerimizi birleştirdik hem bu yürüyüş koluna katıldık. Bu arkadaşların hepsi 12’sinde yapacağımız Lozan-Cenevre yürüyüşüne katılacak. Enternasyonalisterin katılım sebeplerinden biri de Rojava modelidir. Şunu artık herkes yüksek sesle söylüyor; kapitalist modernite insanının tek umudu Kürt Halk Önderinin demokratik modernite paradigmasıdır. Bu insanlar ideolojik ve felsefik nedenlerden geliyorlar. Bu insanlar duygularla, günü birlik politikalarla değil, derinlikli ideolojik duruşla katılıyorlar. Kürt Halk Önderinin duruşunun da tüm insanlığa bir çözüm olduğuna inanıyorlar.

İnsanlığın eşit ve özgürce bir arada yaşamasının modeli nasıl Rojava’da bugün pratikleşmişse, farklı kimlikler, inançlar ortak yaşıyorsa, dünya insanının da buna ihtiyacı vardır. Egemenler daha çok kimlikleri ve inançları çatıştırarak milliyetçiliği, dinciliği, cinsiyetçiliği besleyerek savaşları korükluyorlar. Dünyadaki savaşların temel nedenlerinden birisi de ulus devletin yarattığı kaostur, insanlığın doğasında olmayan, insana düşman olan savaş ve egemenlikçi çıkarlardır. Oysa bunun alternatifi Kürt Halk Önderinin modelidir. Işte bu 200 arkadaşımız bunun için yürüyorlar.

Uluslararası güçler Efrîn konusunda cılız bir söylem dışında sessizliklerini aşamadılar. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Başta Rusya sömürgeci kirli politikalarla aslında kendi siyasi çıkarlarına şu kısa dönemde birşeyler elde etmiş gibi gözükebilir ama uzun vadede Rusya’nın Ortadoğu politikaları iflas edecektir. Çünkü Rusya insanlık başına bela olmuş DAİŞ gibi, El Nusra gibi çeteleri destekleyen Türk devletini, Erdoğan’ı desteklemekle aslında kendi varlık gerekçesini ortadan kaldırıyor. Daha önce biz biliyoruz ki, El Nusra, El Kaide çetelerini destekleyerek, Rus uçağını düşürerek ve Ortadoğu’da en çok Rus çıkarlarına saldıran Türkiye olmuştur. Bu anlamda Putin’in günü birlik politikaları aslında Rus halkının da bilmesi gerekir ki Rusya halkına da, insanlık başına da bela olacaktır. Bu yüzden Rusya bu politikasından bir an önce vazgeçmelidir.

Rusya bu katliamın suç ortağıdır. Eğer Rusya hava sahasını açmasaydı Türk Savaş uçakları Efrîn’i bombalayamazdı. Gerçekleşen sivil katliamlarından çocuk ve kadın katliamlarından, doğa katliamlarından Rusya da birinci derecede Türkiye kadar sorumludur.

Türk devleti YPG, QSD güçleri karşısında tutunacak durumda değiller. Bunu kendileri de biliyorlar. Rusya bir an önce bundan vazgeçmeli, Efrîn’i uçuşa yasak bölge ilan etmesi gerekir. Taleplerimizden birisi de budur.

ABD’ye de çağrımız şudur; ABD ikiyüzlü politikasını bırakması gerekiyor. Her açıklamalarında, ‘DAİŞ’e karşı savaşan temel müttefikimiz Demokratik Suriye Güçleri’dir’ diyorlar. Demokratik Suriye Güçleri bugün katliamla yüz yüzedir. ABD eğer ses çıkaracaksa bugün çıkarması gerekiyor.

Türkiye’nin Efrîn’e saldırmasının bir nedeni Kürt düşmanlığıysa diğer nedeni de DAIŞ’e alan açmaktır. Bunu ABD istihbarat güçleri, Pentagon ve Beyaz Saray bizden daha iyi biliyor. ABD’nin bu sessizliği El Kaide’ye, DAIŞ’e, El Nusra’ya alan açmaktır, cihatçıların tekrardan Ortadoğu’nun başına bela olması ve Avrupa başkentlerinde bomba patlatmasıdır. Olası katliamların sorumlusu sessiz kalan ABD, Almanya, Fransa ve diğer batı ülkeleri olacaktır. O yüzden onlara diyoruz ki sadece Kürt halkı için değil, insanlık için ses çıkarmanız gerekiyor. Eğer ses çıkarmazsanız cihatçı grupları dolaylı olarak destekleyerek alan açmış oluyorsunuz.

Türk devleti yıllardır Bakur’da psikolojik savaş yürüttü. Şimdi de Efrîn’de psikolojik savaş yürütüp dünya medyasını etkilemeye çalışıyor. Türk saldırılarının ve QSD/YPG direnişinin 22.gününe girdiği Efrîn’de neler yaşanıyor?

Efrîn’de tarihi destansı bir direniş var. Dünyada son yüzyılda görülmemiş tarihi, destansı bir direniş var. Bunu görmemiz gerekir. Bu direniş karşısında zorlanan Türk sömürgeci güçleri de ahlak, hukuk, savaş kuralı tanımadan bir savaş yürütüyor. Sivillere yönelik, özellikle çocuk ve kadınlara yönelik bir jenosit uygulanıyor. Sömürgeci Türk devletinin hedefi Kürt halkınının 40 yıllık mücadelesinin yarattığı değerleri bir bütünen yok etmektir. Efrîn şahsında bütün Rojava halkına, bütün Kürdistan halkına bir saldırı gerçekleşiyor.

İki nedeni var bu saldırıların. Birincisi Kürt düşmanlığı. Nerede bir Kürt kazanımı varsa orayı hedef alıyorlar. Kürtler uzayda bir çadır kursa gidip orayı yıkacak mantığıyla hareket ediyor.

İkincisi de, Demokratik Ulus modelinin Efrîn’de yarattığı, oradaki farklı inançların, kimliklerin ortak yaşamı tekçi mantıkla yönetilen Türkiye’yi kaygılandırıyor. Çünkü bu model giderek Türkiye’deki halkları da etkilemektedir. Onlara da model teşkil etmektedir. Bir diğer saldırı nedeni de budur. Amacı da bir bütünen bu halkları yok etmektir. Yerine de Özgür Suriye Ordusu dedikleri cihadist çeteleri yerleştirmek istiyor. Bunun vasıtasıyla Ortadoğu’yu Turkiye’nin emperyal çıkarları için kullanmaya çalışıyor.

Efrîn’de bir insanlık durumu yaşanıyor. Şu ana kadar 150’nin üzerinde sivil katledilmiş, yine oradaki doğayı önümüzdeki onlarca yılı etkileyecek şekilde kimyasal silah kullanılarak bir doğa katliamı yapılıyor; ki bunlar Cenevre sözleşmesi çercevesinde yasaklanmış silahlardır.

Bütün saldırılara rağmen YPG/QSD güçleri nasıl ki Kobanê’de Daiş’i yenilgiye uğrattıysa Efrîn’de de bu sömürgeci güçleri yenilgiye uğratacak ve Osmanlı torunlarının emperyal heveslerini kursaklarında bırakacak ve zafer kazanacaktır.

Kürtler her yerde Türk saldırılarına karşı sokaklarda. Ancak Türk devletinin saldırıları durdurulmazsa Kürt hareketi olarak ne yapmayı planlıyorsunuz?

Öncelikle sadece Kürt halkı değil, bir insanlik, bir onur mücadelesi yürütülüyor. Yurtsever, sosyalist, ilerici, onurlu ve vicdanlı olmanın ölçütü Efrîn’i sahiplenmeden geçiyor. Irkı, dini ne olursa olsun bulunduğu her yerde Efrîn’i sahiplenmelidir. Efrîn sadece Efrîn’de savunulamaz, Efrîn her yerde savunulur. O yüzden biz diyoruz ki ‘Her yer Efrîn, her yer direniş alanıdır.’ Biz direnişle ancak bu sömürgeci sistemini yerle bir edebiliriz.

21 gündür bu direnişimizle başta sessiz olan kamuoyunu ve basını bir ölçüde aştık, harekete geçirebildik. Sadece iktidarı elinde bulunduran güçler kirli politikalarından dolayı Türk devletini destekliyorlar.

Eylemlerimiz bir seviyeyi yakaladı. Biz artık ikinci aşamaya geçiyoruz. İkinci aşama da şudur; karar mekanizmasını elinde bulunduran bütün ülkeleri ve uluslararası kurumları basınç altına almak için eylemlerimizi yükselteceğiz. Bu eylemleri kitlesel bir şekilde yapacağız. 22 gün boyunca halkımız her yerde alanlarda.. bazı şehirlerde günde iki defa sokaklara çıkılıyor. Ama mevcut siyaseti kıramadık. Demek ki bu yetmiyor. Biz de uluslararası kurumların önünde eylemlerimizi en üst boyuta ulaştırarak bir basınç uygulayacağız. Halkımıza çağrımız şudur; herkes bu direnişin öncüsü gibi hareket etmelidir. Kim kimi tanıyorsa komşusu, akrabası, dostu… hangi ülkede yaşıyorsa onları harekete geçirmelidir. Hepimizin görevi Efrîn direnişinin sesi olmaktır, bu destanın neferi olmaktır. Seferberlik ruhuyla zafer gerçekleşene kadar mutlaka alanlarda olmalıyız. Ancak bu şekilde Efrîn’i sahiplenebiliriz.

ARYEN HABER / Hayrettin Öztekin