Sarısözen: ABD -Türkiye krizinin merkezinde Kürtler var

2417
ABD ile Türkiye krizinin merkezinde Türkiye’nin Kürtlerin statü kazanmasını önleme çabaları olduğunu vurgulayan yazar Veysi Sarısözen, Kürtlerin direnişi sonucu ABD ve Türkiye’nin uzlaşamadığını söyledi.
ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararıyla birlikte, iki ülke ilişkileri, son dönemin en sancılı sürecini yaşıyor. Her ne kadar ilişkilerin kriz halini almasına Amerikalı din insanı Andrew Brunson’ın serbest bırakılmaması gerekçe gösterilse de, analizler krizin kökeninde Kürt sorunun dayattığı demokratik değişim ve dönüşüm olduğuna dikkat çekiliyor. Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından beri Suriye politikasını Kürt karşıtlığı üzerine kuran Türkiye, Kürt güçlerinin ABD öncülüğünde oluşturulan uluslararası koalisyonunda yer almasına şiddetle itiraz etti ve yine Kürt güçlerinin Suriye denkleminde devre dışı bırakması için ABD’ye üst düzey temaslarını sürdürdü. Türkiye’nin tüm ısrarlarına rağmen, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Suriye’de YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (QSD) desteğini sürdürdü. Türkiye’nin Suriye’de ABD ile İhtilafa neden olan Kürt karşıtı politikası ile iyice gerilen ilişkilerin yansıması ekonomiye de oluyor.
‘KRİZİN MERKEZİNDE KÜRTLER VAR’
Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan yazar Veysi Sarısözen, “Bu krizin merkezinde Türk devletinin bütün Kürdistan parçalarında yükselen devrimci süreci, Kürtlerin statü kazanmasını önlemek için bastırma, tasfiye etme politikası yatıyor. Erdoğan bu amaçla ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nda ABD ve Koalisyon Güçlerinin karşı cephesinde yer aldı” yorumu yaptı.
‘KÜRTLER OLMASAYDI ABD İLE TÜRKİYE UZLAŞABİLİRDİ’
Sarızsözen, “Eğer Kürt özgürlük hareketinin görülmemiş direnişi ve dünya halklarını kazanmaya yol açan diplomatik başarıları olmasaydı, ABD, Türkiye ile PKK’nin ve PYD’nin tasfiyesi ve Kürdistan parçalarının tıpkı Güney gibi uydulaştırılması temelinde uzlaşabilirdi. Kürt halkı bu ‘uzlaşmayı’ yenilgiye uğratmıştır. Ve Küresel güçler Kürdistan gerçekliğini, en azından şimdilik kabul etmek zorunda kalmıştır” diye konuştu.
‘ERDOĞAN YANLIZLAŞIYOR’
Sarısözen, son iki haftada yaşananların dışında yakın gelecek için, “Türk-Amerikan ilişkilerindeki kriz artık Türk devletinin ya teslim bayrağını çekmesi ya da yıkıma yol açacak bir krize yuvarlanmasıyla sonuçlanacak olan bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Erdoğan rejimi dünya ölçeğinde yalnızlaşıyor ve ekonomi çöküşe gidiyor” değerlendirmesi yaptı.
Sarısözen, yaşanan krizin kendiliğinden, anti-demokratik rejime son vermesini beklemenin yanlış olacağını da söyledi.
‘TERK ETMEK ZORUNDA KALACAK’
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de yaptığı görüşmeye de değinen Sarısözen, şöyle devam etti: “ABD ve Rusya arasında yapılan görüşmeler gösteriyor ki, artık Türk devletinin ‘üçüncü dünya savaşı’ sürecinde mağluplar masasına oturtulacağı büyük bir ihtimal olarak ortaya çıkmıştır. Yakın bir gelecekte Erdoğan rejimi işgal ettiği bütün alanları terk etmek zorunda kalacaktır.”
‘TESLİM OLMANIN YOLLARINI ARIYOR’
ABD’nin Türkiye’yi gözden çıkarmadığını vurgulayan Sarısözen, “Onu yeniden egemenlik altına almak, Rusya ve Çin macerasına son verdirmek ve artık bir daha ‘başkaldıramayacağı’ şekilde Ortadoğu’da kendi çıkarlarına hizmet ettirmek için çalışmaktadır. Erdoğan-Bahçeli bloğu ise, yıkılmamak için ABD ve NATO’ya teslim olmanın yollarını arıyor” dedi.
‘KENDİLİĞİNDEN SON VERMESİNİ BEKLEMEK YANLIŞ OLUR’
Sarısözen, yaşanan krizin kendiliğinden, anti-demokratik rejime son vermesini beklemenin yanlış olacağını sözlerine ekleyerek şunları söyledi: “O nedenle şimdi ABD/Türkiye krizinden anti faşist bir sonuç çıkartmak için şartlar hem büyük imkanları göstermekte aynı zamanda tehlikelere de işaret etmektedir. Şimdi yapılması gereken faşizme karşı bütün güçlerin birliği ve mücadelesidir.”
MA / Selman Güzelyüz