Sibel Yiğitalp: Savaşa ayrılan bütçe % 43 oranında arttı | Aryen Haber Röportaj

3463

Ropörtaj: 
Ferzad Penaber


2018 bütçesinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkan tabloyu ve siyasal süreci HDP Diyarbakır milletvekili ve Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi Sibel Yiğitalp Aryen Haber‘e anlattı. 2018 bütçesinin savaş bütçesi olduğunu belirten Yiğitalp, HDP’nin mecliste yürüttüğü mücadelenin görünmediğini belirterek partileri üzerinde OHAL ile birlikte bir basın ambargosu olduğunu söyledi.

Siz HDP olarak 22 Aralık’ta Meclis’te tamamlanan Bütçe görüşmelerinde güvenlik politikalarına açık veya gizli ayrılan gelirleri eleştirerek bir ‘Savaş Bütçesi’ tanımlaması yaptınız. Bunun sebebi nedir? Vergilerdeki artış ile genel huzursuzluk ve kaos ortamının bu kavramla bağlantısı tam olarak nasıl açıklanır?

Türkiye’de 15 Temmuz’da yaşananlardan sonra 1,5 yıldır OHAL var. Hükümet OHAL’i getirirken kısa süreliğine ve bir seferliğine getirdiğini söylemişti. Ama öyle olmadı, her seferinde uzatıldı. Bu OHAL’in toplumu olumsuz etkilemeyeceğini, amacın sadece cemaatçiler, darbeciler olduğunu söylemişlerdi. Ancak ortaya çıktı ki, hükümet bunu tüm muhalefeti bastırmak için kullanıyor. Bütün muhalif kesimlere yönelik siyasi, askeri operasyonlar düzenleniyor. Binlerce arkadaşımız, milletvekili ve belediye başkanlarımız tutuklandı. Onbinlerce kişi her gün gözaltına alınıp bırakılıyor.

HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp Aryen Haber’in sorularını yanıtladı

Bütçe görüşmeleri de savaşa hazırlık görüşmeleri oldu. Geçen yıla göre savaşa ayrılan bütçe % 43 oranında artmış durumda. Sadece iki alanda bütçe artmış, biri Savunma, diğeri ise Diyanet. Toplumu etkileyen sosyal alanların tamamında bütçede azalma görüyoruz. Sağlık, eğitim, kültür gibi alanlar azaltılırken, savunma ve Diyanet alanlarına büyük paralar akıtılıyor.

OHAL ile birlikte meclisin anlamını yitirdiği, bundan kaynaklı da HDP’nin Mecliste işlevsizleştiği belirtiliyor. Buna bağlı olarak Şubat Kongresi öncesinde belirlenen bu tıkanıklığı aşmak amaçlı bir yol haritanız var mı?

Bu konuda çok haksız eleştiriler var. HDP’nin yürüttüğü mücadele görülmüyor. Bizim neden orada olduğumuz anlaşılmıyor. İyi takip ederseniz AKP’nin de mecliste siyaset yürütmediğini görürsünüz. Saray merkezli, Erdoğan merkezli bir siyaset yürütülüyor. CHP de ana muhalefet görevini yerine getirmiyor. Mecliste muhalefet yapan tek parti HDP’dir. Diğer 3 parti anti-Kürt bloğudur, ulus devletin temsilcisidirler. Bu partiler Kürtler ile ilgili her konuda ittifak halindeler. Güney Kürdistan referandumuna bile toplu karşı çıktılar.

Buna karşın biz çözüm zemini zorlamak için, halkın talebini hayata geçirmek için meclisteyiz. Meclisteki tek muhalefet partisiyiz aslında. HDP’nin üzerinde basın tarafından da ciddi bir ambargo var. Özgür basın KHK ile ciddi bir darbe aldı. Bu anlamda bizim orda çözümü dile getirmek ve sorunlara çözüm gücü olmak için verdiğimiz mücadele görülmüyor.

HDP Eş Genel Başkanı ve birçok milletvekiliniz tutuklu. Eşbaşkan ve vekillerin serbest bırakılması için mümkün olan yasal süreçler adım adım izlendi. Bundan sonraki süreçte bu hususta nasıl bir yol izleyeceksiniz? Bunun HDP kongresine yansıması ne olacaktır?

Bu mücadele HDP ile başlamadı ve HDP’nin getirdiği bir mücadele de değildir. Dolayısıyla şahıslar üzerinden şekillenen bir mücadele de değildir. Belli bir mirası olan ve halka dayanan bir mücadeledir. Elbette siyasi operasyon sonucu gerçekleşen tutuklamalar çalışmalarımıza darbe vuruyor. Eşbaşkanlarımız, milletvekili arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız başta olmak üzere binlerce arkadaşımız tutuklanmış durumda. Ancak bu tür tutuklamalar çalışmalarımızı sürdürmeye engel olmayacaktır.

Yiğitalp Diyarbakır’da esnafı ziyaret ederken…

Eşbaskanlarımız ve milletvekillerimizin durumu için ise bütün hukuksal yollara başvuruyoruz. Bu anlamda bunun takipçisi olacağız.

Türk devletinin HDP ve DBP üzerinde yoğun bir tutuklama baskısı var. OHAL ile birlikte bölgede siyasi çalışmalar tıkanmış durumda. Artık basın açıklaması bile yapılamıyor. Bu tıkanmayı nasıl aşmayı düşünüyorsunuz? Demirtaş tutuklanmadan önce baskılara karşın “ev ev dolaşacağız” demişti. HDP’nin yeterince mahallelere indiğini ve örgütlemeyi sağladığını düşünüyor musunuz?

Hayır! Belli düzeyde çalışmamız var ama yeterli değil. Sürekli oluşan baskı ortamına vurgu yapıyoruz. Aralıksız bir şekilde gözaltı operasyonları sürüyor. Sadece bölgede değil, batıda da eylemler yapılamıyor. Aylardır Ankara Yüksel caddesinde bulunan İnsan Hakları Anıtı halka kapatılmış. Biz HDP olarak bu tıkanmayı aşmak için önümüzdeki günlerde onlarca şehirde konferanslar düzenleyeceğiz. Bir örgütlenme süreci başlatıyoruz.

İstanbul milletvekiliniz Sayın Garo Paylan, son günlere damgasını vuran ‘Avrupa’daki muhaliflere Türkiye’den gelen suikast listesi’ açıklamasından dolayı ifadeye çağrıldı. Bu konuda Alman Hükümeti bu istihbarattan haberdar olduğunu duyurmakla kaldı. Sizce acilen atılması gereken adımlar nelerdir? Bu listeyi oluşturan güçler neyi amaçlıyor? Böyle bir listenin şu anda gündeme gelmesi AKP hükümetini iç ve dış politika arenasında nasıl etkiler?

İnfaz listesi tedbir alınması gereken vahim bir durumdur. Garo Paylan arkadaşımızın yaptığı, başta Alman ve Türkiye hükümetleri olmak üzere ilgili makamların sorumluluğunu hatırlatmaktır. Yoksa bizim haberdar olduğumuz bu listeden Avrupa istihbaratları da haberdar. Bunlar Kürt siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in nasıl katledildiğini biliyorlar. Paris Katliamı’ndan haberdarlar. Tedbir alması gerekenler yaratılmak istenen kaosun önüne geçip gereken tedbirleri almalıdırlar.

Son olarak erken seçim olasılığı ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Güncel Yorumlar AKP’nin devletleştigi ve dolayısıyla seçim güvenliğinin kalmadığı yönünde seyrediyor.

Erken seçim tartışmaları yanlıştır. OHAL koşullarında erken seçimi konuşmamak gerekir. Ülkede bir seçim ortamı var mı? Hayır! Onlarca Kürt şehri bombalandı, yıkıldı. Yüzbinlerce insan yerinden edildi, hergün onbinlerce insan tutuklanıyor. Onbinlerce kişi işinden ihraç edildi. Eşit seçim koşullarının olmadığı, rekabet ortamının olmadığı, iktidarı eleştirenlerin tutuklandığı bir süreçte seçim olmaz. KHK ve OHAL ile ülke yönetilirken AKP bu ortamda seçime gidip hükümetini sağlama almak istiyor.

ARYEN HABER/Röportaj