“Suriye-Rojava Denkleminde Kilidi Açacak Anahtar Kürtlerin Elinde” -RÖPORTAJ-

368

Araştırmacı Yazar İbrahim Gezici, Suriye ve Rojava’da yaşanan son gelişmeleri Aryen Haber’e anlattı. Rojava’nın Rimêlan şehrinde yapılan Federasyon toplantısı ile ilgili gösterilen tepkileri hatırlatan Gezici, “Federasyona razı gelmeyenler bağımsızlık kararı alan bir Rojava karşılarında bulurlarsa şaşırmayalım” dedi.

Yazar İbrahim Gezici ile yaptığımız röportajın tamamı şöyle;

Rojava’nın Rimêlan şehrinde Federasyon gündemli bir toplantı gerçekleşti. Türkiye’nin bu denli Rusya ile yakınlaştığı bir süreçte ABD’nin, Rojava ve Kuzey Suriye’de federasyon ilanına yaklaşımı nasıl olur? Bunun kısa sürede etkileri neler olabilir?

Yazar İbrahim Gezici Aryen Haber’in sorularını yanıtladı..

Bu, Türkiye+Rusya+İran ve dolaylı olarak Suriye’nin tutumuna karşı, açık bir yanıttır. ABD ile Türkiye arasındaki çelişkiler derinleşir.

ABD, onca üssü Rojava’ya boşuna yapmıyor. Doğalgaz, petrol Rojava’da var. Bu alanı Rusya’ya terk etmez. Keza bu sadece Suriye meselesi değil, Akdeniz ve Ortadoğu’nun enerji koridoru meselesi. Federasyona razı gelmeyenler bağımsızlık kararı alan bir Rojava karşılarında bulabilirler.

Yani aslında Federasyon, ABD’nin de Suriye politikaları arasında yer alıyor diyebilir miyiz?

Tabiki. En önemli sorun, Kürt birlikteliğinin sağlanamamış olması. Güney’de Kürt partileri Goran+YNK ve KDP arasında zaten ciddi çelişkiler var. Bir de buna PYD+PKK ile KDP arasındaki çelişkili durumu eklersek, ulusal Kongrenin gündemleşmesi erteleniyor. Kürt parçalanmışlığı, çelişkili ve hatta politik açıdan çatışmalı hali, kuşkusuz ki, Kürtlerin dışındaki karşıt güçlerin elini güçlendiriyor. Kürtlerin diplomasi koridorlarındaki eli zayıflıyor. Birlik olmayınca istenilen güç doğmuyor.

Bunun politik ve askeri açıdan yansımaları var. ABD buradan yaklaşıyor ve “birleşin” diyor.

Türkiye’nin Rusya ile son dönemde geliştirdiği ilişki çerçevesinden bakarsak, Federasyona Rusya ve Suriye’nin yaklaşımı nasıl?

Garantör ülke anlaşması sadece PYD/YPG’yi “Terör örgütleri” listesine almayan, ama öte yandan da Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğinden söz ederek aslında Rojava federasyonuna bakış açısının en tipik yansıması. Türk Lozan’ı Moskova’da Suriye’ye uyarlandı. Kürtlerin olmadığı masada herkes Kürtleri “temsil” etti. Federasyona karşı çıkarak, Suriye’nin Arap ulus kimliğini kutsayarak bunu yaptı. Anlaşmanın metinleri gayet açık. Beklenen bir durumdu. Varlıkları Kürt karşıtlığı üzerine kurulmuş Türkiye, Suriye ve İran’ın Rusya gözetiminde satranç oyunu…

Bu çerçevede Rus-İran blokunun Astana toplantısını Cenevre toplantısına bir alternatif çözüm olarak geliştirmeye çalıştığını söyleyebilir miyiz? Ve bu görüşmelerden sonuç almak mümkün müdür? Rusya bir anlamıyla ABD’yi devre dışı mı bırakmak istiyor?

Alternatif değil. Keza Cenevre’de ABD vardı, Astana’da yok. ABD karşıtı bir tutum var.

Başarı şansı sıfır olan bir planın içinde neden olunur. Kürtleri ve en baştan beri sürecin içinde olan ABD’yi dışlayarak hiç bir geleceği olmayan bir protokol neden oluşturulur? Buradan bir gelecek çıkmayacağını biliyorlar, ama hesap başka. Kiminle nereye kadar yürüyüp istediğimizi elde edersek “kazançtır” yaklaşımı ve de Putin ve Erdoğan’ın kişisel hırslarını gerçekleştirmenin manivelası…

Halep’in alınmasından sonra birçok kesim ABD’nin yenildiği, Rusya’nın kazandığı düşüncesinde. ABD yenildi mi gerçekten? Tam olarak durum nedir?

‘ABD yenildi’ demek çok yanlış olur. Halep, Suriye demek değil. Suriye’nin en zengin enerji yatakları SDF ve IŞİD’in kontrol ettiği alanlarda. Şu anda IŞİD ile en etkili savaşı SDF ve koalisyon güçlerinin başını çeken ABD veriyor. Kürtler Suriye’nin süper gücüdür. Böyle bir denklem içinde Halep’ten tüm Suriye ve Rojava’ya bakmak en hafif deyimle “zafer” sarhoşluğudur. Bu coğrafyanın geleceğini ÖSO gibi barbar ve Ortaçağ karanlık odaklarının belirlemesi bu saatten sonra imkansız. Dolayısıyla, Rakka savaşı tüm sürecin kaderini belirleyecek bir savaş. Ve de daha uzun yıllar Suriye’de sular durulmayacak. Soruna böyle bakarsak, savaş bundan sonra daha keskin itilaflara sahne olacak.

Bazı kesimler Rakka operasyonunun stratejik bir hata olduğunu ifade ediyorlar. Fırat’ın Gazabı hamlesi bir hata mıydı? Rakka’nın alınmasının etkileri ne olur?

Fırat’ın Gazabı Operasyonu’na nasıl baktığınız önemli. Taktiksel olarak ve kısa vadede hata, ama stratejik açıdan orta ve uzun vadede doğru bir politika. Kısa vadede belki Al Bab’ı alıp kantonları birleştirebilirdi. Ne var ki, daha sonra hazırlıklı olmadığı farklı savaşların içine sürüklenebilirdi. Rakka, Kürt Güçleri ve diğer bileşenler açısından çok çetin geçecek bir savaş. Ne var ki, Rakka, Kürtleri uluslararası camiada meşrulaştırıyor. Bu meşrulaştırma hem federasyon, hem de devletleşme sürecinde çok güçlü bir zemin yaratacak.
Rakka aynı zamanda, Kürt güçlerine bir çok açıdan olanak sağlıyor. Rakka, aynı zamanda IŞİD’in stratejik yenilgisinde domino etkisi yaratacak. Ve Rakka alınırsa Kürtler açısından önemli bir koz ve hatta gerekirse masada pazarlık unsuru olur. Rakka’ya daha geniş bir perspektifle bakılması gerekiyor. Savaş sadece IŞİD ve Kürtler arasında sınırlı olsaydı, “evet, Al Bab alınmalı” denmesinde haklılık payı olurdu. Fakat bu savaş, Kürtlerin statü sahibi olmaması için birçok aktörün de savaşına dönüştü. Hatta en başından beri böyleydi.

http://aryenhaber9.com/suriyenin-kuzeyinde-yeni-yapiya-dogru/

Türkiye desteklediği gruplarla birlikte Cerablus’tan Bab’a kadar neredeyse kayıp vermeden geldi. Bab’da bu denli zorlanmanının sebebi nedir? Ya da soruyu tersten soralım; Cerablus ve diğer bölgelerde tek kurşun bile sıkmadan çekilen Işid El Bab’da neden böyle bir direniş ortaya koydu?

Türkiye Cerablus’dan Bab’a kadar “kusursuz” ve teklemeden geldi. TSK ve IŞİD ciddi anlamda karşı karşıya gelmedi. Bunun nedeni muhtemelen IŞİD ile yapılan bir pazarlık olabilir. IŞİD, neden Bab’da ölüm kalım savaşı veriyor?

– Birinci olarak Türkiye’nin kendisine vermiş olduğu sözlere uymadığını gördü.

– İkinci olarak; Bab, Halep yolu güzergahı. Bab, IŞİD’in stratejisi açısından Halep’in kapısı sayılır. Bab kaybedilirse, Halep hayalleri de suya düşer.

-Üçüncü olarak; Bab, Rakka’dan önceki en güçlü kasabadır. Ciddi kitle temeli de var.

– Dördüncü olarak; Bab, psikolojik kırılma noktasıdır. Cerablus gibi teslim edecek olsalar hem Cihad mantığı boşa çıkacak ve hem de demoralize olacaklar. Bu açıdan da Bab, onların varlık savaşına sahne oluyor.

Röportaj: Hayrettin Öztekin 

 ARYEN HABER