Uluslararası kuruluşlar AİHM’e tutuklu HDP Milletvekilleri ile ilgili “hak gaspı” dedi

2287

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Parlamentolar Arası Birlik ve ARTICLE 19, tutuklu HDP’li vekillerle ilgili AİHM’e görüş bildirdi. Vekillerin tutuklanmasının hak gaspı olduğunun altını çizen kuruluşlar, “dokunulmazlık” düzenlemesinin kötüye kullanıldığını belirtti. Halkların Demokratik Partisi (HDP), milletvekillerinin “dokunulmazlıkların kaldırılması” ve sonrasındaki tutuklamalarla birlikte konuyu taşıdığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) hükümete tanıdığı süre dün sona erdi. Ancak dosyaya müdahil olarak uluslararası kuruluşların görüşlerine dair savunması için 5 Aralık’a kadar süre tanındı.
 
Bu arada üçüncü taraf olarak müdahillik talebinde bulunan ve talepleri kabul edilen Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri (AKİHK) Nils Muiznieks, Parlamentolar Arası Birlik (IPU), sivil toplum kuruluşu ARTICLE 19 ile İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) tutuklamalar ve sonrasında yaşananlara dair görüşleri de AİHM’deki dosyaya eklendi. Tutuklulukların “siyasi bir adım” olduğuna vurgu yapılan görüşlerde, tutuklamalarla birlikte siyasi faaliyetler başta olmak üzere birçok hak gaspının da yaşandığına dikkat çekildi.
 
AKİHK: YARGILAMALAR KAYGI VERİCİ
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri dosyaya bildirdiği görüş yazısında, Temmuz 2016’daki darbe girişimin ardından olağanüstü tedbirlerin uygulanması ve milletvekillerinin özellikle de “terörizmle” ilgili suçlardan, yargılanmaları noktasında dokunulmazlıklarının kaldırılması yalnızca Komiser için değil aynı zamanda aralarında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonunun da bulunduğu çeşitli uluslararası kurumlar için de kaygı konusu olduğuna yer verildi. 
 
ANAYASA İŞLEMİ KÖTÜYE KULLANILMIŞTIR
“Dokunulmazlık” düzenlemesiyle 154 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının “tek seferlik” Anayasa değişikliği işleminin kötüye kullanımı olarak görüldüğü yönünde görüş bildiren AKİHK, “Bu önlem tüm partilerden milletvekillerini kapsamasına rağmen, muhalefeti özellikle de Halkların Demokratik Partisi’ni orantısız biçimde etkilemiştir. HDP’nin neredeyse tüm milletvekilleri (59’undan 55’i) dokunulmazlığın kaldırılmasından etkilenmiş ve sonuçta adli soruşturmalar ve/veya yargılamalarla karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda Komiser, aralarında partinin eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 12 HDP milletvekilinin gözaltına alınarak ardından tutuklanmış olmalarına endişeyle dikkat çeker” ifadelerini kullandı.
 
Görüşte, komiserin “bir siyasi partinin savunduğu ilkelerle Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) savunduğu ilkeler arasında benzerlik olması gerçeğinin, o siyasi partinin şiddet kullanmayı onayladığı ya da terörizmi desteklediği sonucuna varmak için yeterli olmadığına” dikkat çektiği kaydedildi. 
 
Görüş yazısında şu ifadeler yer aldı: “Komiser ayrıca İfade Özgürlüğü ve Medya Özgürlüğü Memorandumunda ve Türkiye’deki gazetecilerin ifade özgürlüğü ve özgürlük hakkıyla ilgili davalar üzerine yakın tarihte mahkemeye sunduğu başvurusunda yer alan bazı önde gelen gazetecilerin ve insan hakları savunucularının yetersiz kanıtlara dayanarak ya da hiçbir kanıta dayanmadan, terör örgütleriyle bağlantılı oldukları iddialarıyla tutuklanmalarının örneklediği gibi, darbe girişiminin ardından yetkililerin tüm muhalif gruplara ve bireylere karşı tutumunu sertleştirdiği bulgularını da tekrarlar. Komiser HDP milletvekillerinin tutuklanmasını Türkiye’de resmi politikaya muhalefet eden farklı gruplara yönelik daha geniş baskı örneklerinin ayrılmaz parçası olarak görmektedir.”
 
TÜRKİYE’DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNMAK GÜÇLEŞMİŞTİR
Komiser, sonuç bölümde de şu tespitlerde bulundu:
 
* Tutuklanmalarının ve ceza kovuşturmalarına uğramalarının bir sonucu olarak, muhalefet milletvekillerinin vekillik yetkilerini kullanmaları ve kendilerine oy vermiş olanları etkin biçimde temsil etmeleri engellenmiştir.  
 
* Yerel mahkemelerin kararları yeterli gerekçelerden yoksun olmaları nedeniyle, son çare olarak tutuklu yargılanmaya ya da tutukluluğun uzatılmasına başvurmayı haklı göstermekte genellikle yetersiz kalmaktadırlar.  
 
* Şüphelilerin usule ait hakları konusunda olağanüstü hal döneminde getirilen bazı kısıtlamalar tutukluluk durumu hakkında etkin bir inceleme sağlanması hakkını önemi ölçüde engellemektedir. 
 
* Yalnızca milletvekillerinin değil yerel seçimlerde seçilmiş belediye başkanlarının yanı sıra resmi politikaları -özellikle de Güneydoğu’daki durumla ilgili olanları- eleştiren akademisyenlerin, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının ifade özgürlükleri ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakların aşırı biçimde kısıtlayan çok sayıda eylem örneği, şu anda yasaların ve usullerin bu konulardaki muhalif sesleri bastırmak için kullanıldığına işaret etmektedir. 
 
* Türkiye’de yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının önemli ölçüde erozyona uğramasının bir sonucu olarak, bugünlerde ifade özgürlüğünü savunmak çok daha güçleşmiştir.”
 
IPU: PARLAMENTER DOKUNULMAZLIĞI İLKESİ ZAYIFLAMIŞTIR
Müdahillik talebinde bulunan bir başka kurum olan Parlamentolar Arası Birlik’in (IPU) de AİHM dosyasına giren görüş yazısında da AKİHK benzeri değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşte, IPU’nun hükümetin HDP’li vekillere karşı başlattığı toplu kovuşturmaların milletvekillerinin ifade özgürlüklerini kullanma konusundaki meşru haklarını ve parlamenter dokunulmazlığı ilkesini zayıflattığı kaygısını taşıdığına yer verildi. 
 
SEÇMEN TEMSİL EDİLME HAKKINDAN YOKSUN BIRAKILMIŞTIR
IPU, davaları sürmekte olan tüm milletvekillerinin hemen serbest bırakılması için de çağrı yaparken, “HDP milletvekillerinin parlamenter dokunulmazlıklarından yoksun bırakılmaları, kovuşturmaya uğramaları, tutuklu olarak yargılanmaları ve böylelikle etkin biçimde vekillik yetkilerini kullanmalarının engellemesiyle dava ciddi endişelere neden olmaktadır. Bu durum ayrıca vekillerin seçmenlerini seçtikleri kişiler tarafından Parlamentoda temsil edilmeleri hakkından yoksun bırakmaktadır” şeklinde görüş bildirdi.                                                      
 
TÜRK YETKİLİLER BİLGİ VE GEREKLİ BELGELERİ PAYLAŞMAMIŞTIR
IPU ayrıca, “55 milletvekiline yöneltilen suçlamalara dayanak yapılan kanıtların, 2013 ile 2015 yılları arasındaki barış sürecinin bir parçası olarak PKK ile Türk Hükümeti arasında arabuluculuk yapmak, aleni biçimde siyasi özerkliği savunmak, Güneydoğu’daki mevcut çatışmaya ilişkin olarak, bu bağlamda Türk güvenlik güçleri tarafından işlenen suçları kınamak da dahil olmak üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikalarını eleştirmek gibi, milletvekillerinin milletvekilliği görevlerini ve siyasi parti programlarını destekler biçimde yürütülen kamusal açıklamalarla, mitinglerle ve diğer barışçıl siyasi faaliyetlerle bağlantılı olduğunu destekleyecek biçimde ayrıntılı bilgi ve çok sayıda belge CHRP’nin eline ulaşmıştır. Türk yetkililer kendilerinden defalarca talep edilmesine rağmen karşılık olarak ne herhangi bir bilgi sağlamış, ne de gerekli hukuki belgeleri paylaşmıştır” ifadelerine de kapsamlı müdahillik talebindeki görüş yazısında paylaştı. 
 
ARTICLE 19: CEZA YASALARI KEYFİ BİR ŞEKİLDE KULLANILIYOR 
ARTICLE 19 ise, milletvekilleriyle ilgili dava süreçlerinin siyasi muhalefeti susturmak için açıldığı ve “katalog suçlar” nitelendirmesiyle toptancı bir kuralın, özellikle de muhalefet milletvekillerinin tutuklanması bağlamında orantısız olarak kullanıldığı yönünde görüş bildirdi. ARTICLE 19, ayrıca ceza yasalarının Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından keyfi bir şekilde kullanılmaya başlandığına da dikkat çekti. -MA-